Türkçe    English   русский 

şifremi unuttum

Şifremi Unuttum
bölüm tanıtımı

Nöroradyoloji beyin, omurilik, omurga ve baş boyun bölgesinin görüntülenmesine (radyolojik tetkikleri) verilen isimdir. Son yıllarda, tıbbi bilgilerdeki ve teknolojideki ilerlemeler sayesinde bu bilim sadece tanı değil tedavi alanında da hizmet vermeye başlamıştır.

Liv Hospital Girişimsel Nöroradyoloji Kliniği’nde hastalar direkt olarak alanında uzman doktorlardan hizmet alır. Kliniğimizde beyin ve boyun damarlarında yer alan birçok damarsal hastalığın açık ameliyat içermeyen, kapalı (damar içi) tedavisi yapılır. Halk arasında beyin damarı baloncuğu olarak bilinen anevrizma, damar yumağı olarak bilinen arteriyovenöz malformasyon ve şah damarı darlığı olarak bilinen karotis stenozunun kapalı tedavileri bunların birkaç örneğidir.

Ailesinde beyin kanaması, inme veya damar hastalıkları bulunan bireyler; baş ağrısı, diğer nedenlerle açıklanamayan görme bozukluğu, kol ve bacaklarda uyuşma, konuşma bozuklukları, kulakta çınlama gibi birçok belirtiye sahip kişiler ve yüksek tansiyon, şeker hastalığı ve yüksek kolesterolü olan, alkol ve sigara kullanan kimseler beyin ve boyun damar hastalıkları açısından dikkatle incelenmelidir. Kendisinde beyin ve boyun damar hastalığı olduğundan kuşkulanan veya belirti bulunanlar vakit kaybetmeden beyin cerrahı, nörolog, kulak burun boğaz hekimi veya kardiyologlara başvurarak gerekli araştırmaları yaptırmalıdır.

Anevrizma nedir?

ANEVRİZMA HAKKINDA BİLMENİZ GEREKENLER

Beyin anevrizması nedir ?

Anevrizma, atardamarın zayıf bir noktasının genişleyerek balonlaşmasıdır.

Anevrizmanın  görülme sıklığı nedir?

Genel nüfusun % 1,5 ile 5 arasındaki oranında gelişmiş veya gelişecek bir hastalıktır. Bu hesaba göre ülkemizde 1.200.000 - 4.000.000 kişide anevrizma vardır veya oluşacaktır.  Bu anevrizma hastalarının pek çoğunun yakınması yoktur. Beyin damar anevrizması olan hastaların % 1 -3’ ünde beyin kanaması gelişebilir. Anevrizmaya bağlı beyin kanaması geçiren hastaların yaklaşık yarısı kaybedilmektedir.

Anevrizma nasıl oluşur ? Doğum sırasında var mıdır ?

Genellkile, anevrizmalar doğuştan değildir.  Çoğu kez 40 yaşından sonra ortaya çıkarlar. Ancak, 20’ li yaşlardan itibaren de görülebilirler. Birinci dereceden akrabasında 2’ den fazla sayıda anevrizma bulunan kişilerde de anevrizma bulunma  olasılığı normal toplumun 5 katı fazladır.

 Anevrizmalar genellikle damarların çatallanma bölgelerinde oluşurlar ve bu bölgelerin devamlı olarak basınc altında kalmasına bağlı olarak geliştikleri düşünülmektedir.  Yavaş büyürler ve büyüdükçe duvarları daha da zayıflaşır.  Bazı damar hastalılklarında daha sık görülürler ( fibromusküler displazi, serebral arterit, artaryal diseksiyon gibi ). Bazı anevrizmaların gelişmesinde infeksiyon, ilaç kullanımı ( amfetamin gibi ) veya kokain gibi uyuşturucu kullanımının rolü vardır.

Beyin  anevrizmalarının hepsi aynı mıdır?

Hayır. Anevrizmalar boyut, şekil ve yerleşimine göre farklılıklar gösterir;

Boyutuna göre:

Küçük anevrizmalar: 5 mm’ den küçük

Orta boy: 6 – 15 mm boyutlu

Büyük boy: 16-25 mm boyutlu

Dev: 25 mm’ den büyük boyutlu

Şekline göre:

Sakküler:  boyutuna göre dar boyunlu balon şeklinde

Geniş boyunlu : boyutuna göre geniş boyunlu balon şeklinde

Fuziform: damarın bir segmentinin tüm cidarlarında genişlemesi şeklinde

Yerine göre:

Anevrizmalar genellikle beyin dokusunun yakın komşuluğundaki ana atardamarlarda görülür. Düz bir damarın yan duvarından kaynaklanması halinde “ yan duvar anevrizması “, damarın çatallanma bölgesinde olması halinde “ bifurkasyon anevrizması “ gibi isimler alırlar. Beynin ön tarafındaki damarlardan kaynaklanan anevrizmalara “ ön dolaşım anevrizması “, beynin arka tarafındaki damarlardan kaynaklanan anevrizmalar ise “ arka dolaşım anevrizması “ adını alırlar.

Anevrizma tanısı nasıl konulur ?

Anevrizma tanısı bazı özel görüntüleme yöntemleri ile konulabilmektedir;

Bilgisayarlı tomografik anjiografi ( BTA )

Manyetik Rezonans Anjiografisi ( MRA )

Bu yöntemlerde, kol toplardamarından ilaç verilerek elde edilen bilgisayaralı tomografi veya manyetik rezonans görüntüleri özel bir programla damar görüntüsüne dönüştürülerek elde edilir. Bu yöntemlerle 3 mm’ den daha büyük anevrizmaların görüntülenebilmesi ve tanı konulabilmesi genellikle mümkün olmaktadır.

Anjiografi:

Damar görüntülemesinde kullanılan en gelişmiş ve detaylı bilgi veren yöntem kateter anjiografidir.  Günümüz teknolojisinde DSA ( digital subtraction angiography ) olarak adlandırılan bu yöntemde kasık damarından kateter adı verilen ince bir tüple girilerek beyne giden ana damarlara kadar ulaşılıp bir çeşit boya verilerek damar görüntüsü elde edilir.  Değişik pozisyonlarda elde edilen ve hatta 3 boyutlu damar görüntüsüne dönüştürülebilen bu görüntülerde beyin damarlarının tüm özellikleri detaylı olarak incelenebilmektedir.

Damarlarla ilgili bir tedavi planlamadan önce tanısal beyin anjiografisi yapılarak damardaki sorunlar tüm detaylarıyla incelenmelidir.

Bir anevrizması olan hastada başka bir anevrizma daha olabilir mi ?

Bir anevrizması olan hastada başka bir anevrizma daha olma olasılığı % 15-20 arasındadır.

Kanamamış anevrizma hangi bulgularla ortaya çıkar ?

Kanamamış anevrizmalar genellikle bir bulguya neden olmaz.  Çoğu kez, başka bir nedenle yapılan beyin görüntülemesinde tesadüfen saptanırlar.  Bazı anevrizmalar ise sessiz bir şekilde büyüyerek etrafındaki sinirleri veya başka oluşumları sıkıştırarak onun fonksyonunun aksamasına neden oldukları için tanı konulabilir. Daha nadir olarak da, büyük veya dev anevrizmaların içerisinde kısmen pıhtı oluşması ve bu pıhtının bir parçasının koparak bir damarı tıkaması sonucunda  bazı bulgulara neden oldukları için tanı alırlar.

Anevrizma niye kanar ?

Anevrizmanın kanamasına hangi etkenin rol  oynadığı veya bir anevrizmanın ne zaman kanayacağını tam olarak bilemeyiz. Ancak, kanama olasılığını arttıran nedenler belirlidir:

Kan basıncı ( tansiyon ) yüksekliği kanama riskini arttırır. Ağır kaldırmak veya ıkınmak beyin damarındaki basıncı arttırarak anevrizmanın kanamasına neden olabilmektedir.

Kan basıncının yükselmesine neden olan şiddetli duygusal fırtınalar ( üzüntü, öfke gibi )  kanama riskini arttırır.

Bazı ilaçlar ( efedrin, amfetamin, diyet ilaçları ) ve kokain gibi maddelerin kullanımı anevrizmanın kanama riskini arttırır.

Sigara içilmesi kanama riskini arttırır.

Kanamamış bir anevrizmanın kanama olasılığı nedir ?

Bu sorunun net bir cevabı yoktur.

Bu konu, ülkemizdeki güncel bir başka konu ile büyük benzerlik göstermektedir; Deprem.  Benzetme yapacak olursal; beynimizde bir anevrizma bulunması,  fay hattının üzerinde oturmak gibidir. Nasıl ki bir fay hattının ne zaman ve ne şiddette bir depreme neden olacağı tam olarak bilinemiyorsa, bir anevrizmanın da ne zaman ve hangi şiddette patlayacağını bilmek mümkün değildir. 

Anevrizmanın bazı özellikleri kanama riskinin yüksekliği hakkında bize fikir verebilmektedir.  Boyut, şekil ve yerleşim yeri gibi özellklerine bakılarak anevrizmanın kanama olasılığı hakkında kabaca fikir sahibi olabiliriz ama bu kesin değildir. Bir anevrizmanın kanaması halinde, kısa bir süre içerisinde yeniden kanama olasılığı çok yüksektir. Bu nedenle, mümkün olan en kısa zamanda tedavi edilmelidir.

Anevrizma kanaması nelere yol açar ?

Kafatası içerisinde beynimiz ve besleyen damarlar bir sıvı ( beyin - omurilik sıvısı ) içerisinde yüzmekte olup bu sıvıyı çevreleyen bir zar vardır. Anevrizmaya bağlı beyin kanaması, bu sıvı içerisindeki  damarın patlaması sonucunda sıvıya kan karışmasıdır ( subaraknoid kanama ). Beyin-omurilik sıvısına kanama olması halinde beynimizin buna cevabı farklı şekillerde olabilir;

Kanayan hastaların yaklaşık % 20’ sinde ani ölüm olur.  ( Aniden öldü veya yatağında ölü olarak bulundu şeklinde tanımlanan olayların önemli bir kısmı beyin kanaması sonucunda kaybedilen hastalardır )

Birkaç saat veya gün süren çok şiddetli baş ağrısı olur. Hastalar bu ağrıyı genellikle “ hayatımın en şiddetli baş ağrısı “ diye tarif ederler.

Bulantı, kusma görülebilir

Boyun hareketleri ve ensede şiddetli ağrı olur, hareketleri kısıtlanır

Uykuya eğilim veya koma gelişebilir

Kanamanın kısmen beyin dokusu içerisine de olması halinde kol ve/veya bacakta kuvvet kaybı, konuşma veya söyleneni anlamada bozulma,  görme kaybı veya nöbet görülebilir.

Anevrizma kanaması sonrasında beyinde hangi hasarlar oluşur ?

Anevrizma kanamasında ölüm riski yaklaşık % 50’ dir.

Orta veya ileri derecede sakatlık kalma olasılığı % 20-35 arasında değişir.

% 15-30 hastada da ya tamamen iyileşir ya da hafif sakatlıkla bu durumu atlatır.

Anevrizmaya bağlı beyin kanaması geçiren hastaların % 15-20’ sinde “ vazospazm “ gelişebilir ( beyin – omurilik sıvısına kan karışmasına bağlı olarak kan damarlarının büzüşmesi ). Damarlardaki bu büzüşmeye bağlı olarak beyin beslenmesi bozulabilir ve beyin hasarı gelişir.

Anevrizmaya  bağlı beyin kanamasında gelişebilecek diğer istenmeyen durumlar da, “ hidrosefali “  ( beyin içerisindeki sıvı dolu boşlukların genişlemesi )  ve solunum sıkıntısıdır. Beyin hasarına bağlı olarak gelişebilen kalp ve akciğer problemleri de vücutta başka organ hasarlarına yol açabilirler.

Kanamış olan anevrizmanın tedavi edilmesi sonucunda beyin hasarı düzelir mi ?

Hayır.  Anevrizma kanamasına bağlı olarak beyin hasarı oluşmuşsa,  anevrizmanın tedavi edilmesi  bu hasarın düzelmesine yardımcı olmaz.  Kanamış anevrizma tedavisindeki amaç, yeniden kanama oluşmasını ve bu kanamaya bağlı olarak gelişecek beyin hasarı veya ölümün engellenmesidir.  Kanamaya bağlı beyin hasarı gelişmesi halinde, kaybedilen fonksiyonların kazanılması için önerilecek yöntem rehabilitasyondur.

Anevrizma tedavisi nasıl yapılır ?

Anevrizma tedavisi ilaçla olmaz. Mutlaka bir girişim gerekir.  Başlıca 2 yöntem vardır; açık cerrahi ile kliplenmesi  veya  endovasküler  yolla  tedavisi  ( kafatasını açmadan damarın içerisinden tedavi )

Anevrizmanın açık cerrahi ile kliplenmesi nasıl yapılır ?

Ameliyat doğal olarak genel anestezi altında yapılır. Anevrizmanın beyin içerisinde bulunduğu yere ve cerrahın tercihine uygun bir yerde ve genişlikte olmak üzere kafatasından bir bölüm çıkarılır. Mikroskop altında, beynin etrafındaki boşluklardan ve kıvrımları arasından ilerlenerek üzerinde anevrizma bulunan damara ulaşılır ve bu damarın anevrizma içeren bölümüne kadar ilerlenir. Anevrizmanın normal damarla birleştiği yer çeşitli cerrahi  tekniklerle hazırlanarak anevrizma boynuna klips ( bir veya birkaç tane ) konulur.  Bu sırada olası anevrizma kanamasını engellemek amacıyla ana damarı da geçici bir kliple kapatmak gerekebilir. Klipsin konumu ve pozisyonu kontrol edildikten sonra  buraya kadar gitmek için kullanılan yoldan geriye dönülerek beyin zarı tekrar dikilir ve kafatasında  oluşturulan açıklık kapatılarak operasyona son verilir. Operasyon sonrası  yoğun bakıma alınan hasta daha sonra uygun koşullara ulaştığında normal servise transfer edilir.

Anevrizmanın kapalı yöntemle ( endovasküler yolla )  tedavisi nasıl yapılır ?

İşlem genel anestezi altında yapılmalıdır. Genel anestezinin amacı, işlem sırasında duyulması olası ağrı veya acı değildir. Bir veya birkaç saat sürecek bu tedavi sırasında hastanın ve başının 1 mm dahi hareket etmemesi gereğidir. Aynı zamanda, bir beyin tedavisi sırasında hastanın kalp ve akciğer gibi yaşamsal fonksiyonlarının anestezi uzmanı tarafından kontrol altında tutulması  hasta güvenliğini arttırmaktadır.

Hastanın kasık bölgelerinin mikroptan arındırımak üzere boyanması sonrasında  hasta üzeri steril örtülerle kapatılarak kasık bölgelerinde küçük birer açıklık bırakılır. Kasıktaki atardamardan bir iğne ile girilerek damarın bu segmentine “ introducer “ adı verilen kısa bir giriş yolu yerleştirilir. Genellikle 2 mm çapındaki bu tüpün dış ucunda bir valf vardır ve işlem sırasında dışarıya kanama olmasını tamamen engeller.  Kateter adı verilen uzun ve ince plastik tüple görüntüleme rehberliğinde ilerleyerek çok kısa sürede üzerinde anevrizma bulunan damara ulaşmak mümkün olmaktadır. “  Kılavuz kateter “ olarak adlandırdığımız bu tüpün içerisinden çok daha ince 2. Bir tüple ilerlenir ( ortalama 0.5 mm çaplı “ mikrokateter “ ).  Bu mikrokateter ile anevrizma içerisine girilerek ( görüntüleme eşliğinde ) anevrizmanın içi “ koil  “ adı verilen çok yumuşak tel sarmallarla bir yumak oluşturarak doldurulur.  Buradaki amaç, anevrizma  içine kan girmesinin engellenmesidir.  İşlem sırasında ana damardan aralıklı olarak yapılan boya enjeksiyonları ile anevrizmanın ne kadar dolduğu, içine kan girip girmediği, komşu damarların ne durumda olduğu gibi incelemeler yapılır. Bu işlem sırasında, damar içerisindeki kan akımının kontrolü veya anevrizma içine yerleştirilen koillerin düzgün sarılması amacıyla bir balon kullanılabilir. Başka bir mikrokateterin ucunda sabit olan çok küçük bir balonla ( max 4 mm çapında ) kılavuz kateter içerisinden gidilerek anevrizma komşuluğuna ulaşılarak kullanılır. Bu balonun geçici olarak şişirilmesi açık cerrahi teknikteki geçici klipsin etkisini göstermektedir. 

Anevrizma boynunun geniş olması halinde, anevrizma içine konulan koillerin ana damara taşmasını emgellemek amacıyla damarın bu bölümüne özel bir stent yerleştirilebilir.

Anevrizmanın boyutunun çok büyük olması ve boynunun geniş olması halinde ise, anevrizmanın bulunduğu damarın bu bölümüne “ akım yönlendirici stent “ adı verilen ağ örgüsü çok sık olan özel bir stent yerleştirmek gerekebilir.

Anevrizma tedavisi sonrasında iyileşme süreci nasıl gelişir ?

Kanamamış anevrizmalarda;

Açık cerrahi uygulanan hastalar genellikle 1 hafta içerisinde taburcu olurlar. Tam olarak iyileşmeleri birkaç hafta ile birkaç ay sürebilir.

Endovasküler tedavi uygulanan hastalar genellikle 1-2 gün içerisinde taburcu olurlar. Maksimum 1 hafta içerisinde de tamamen normal yaşama dönerler.

Kanamış olan anevrizmalarda;

Hangi yöntemle tedavi edilmiş olursa olsun, tedavinin son derece başarılı geçmesi halinde bile riskli süreç bir süre daha devam eder. Kanamanın oluşturduğu etkiye bağlı olarak gelişebilecek komplikasyonlar kanamayı izleyen yaklaşık 3 hafta süresince etkili olabilirler ve yaşamı riske ederler.  Bu sürecin de hasarsız atlatılması halinde bile, hastanın tam olarak iyileşmesi aylar alabilir.

Kanamış olan anevrizmalarda hangi komplikasyonlar gelişebilir ?

Anevrizmanın kanaması halinde yukarıda da bahsedilen 2 ana sorun yaşanabilir;

Vazopazm:  beyin ve damarların içinde bulunduğu sıvıya kan karışması halinde gelişebilen bir damar büzüşmesidir.  Damarın büzüşmesine bağlı olarak daralması içinden kan akımını da güçleştirdiği için, büzüşen damarın beslediği beyin dokusu yeterince kanlanamaz ve beslenme bozukluğuna bağlı ödem ve / veya hasar gelişir. Erken dönemde saptanması halinde vazospazm tedavisi daha yüz güldürücüdür. Bazı ilaç tedavileri ve beyin – omurilik sıvısının iğneyle veya kateterle kısmen boşaltılarak basıncının düşürülmesi gibi tedavilerin yanı sıra, anjiografi yöntemiyle damarın içinden bu bölgeye ulaşılarak damarın genişletilmesi için balon veya ilaç uygulanması gibi ileri teknik gerektiren uygulamalar yapılabilmektedir.

Hidrosefali:  beyin içerisinde normalde de var olan sıvı dolu boşlukların dolaşımının kan etkisiyle bozulmasına bağlı olarak genişlemesidir. Bu durum beynin kafatası içerisinde sıkışmasına ve beslenmesinin bozulmasına neden olabilir. Hidrosefali gelişmesi halinde,  nispeten kolay bir operasyonla bu boşlukların içerisine şant adı verilen bir tüp yerleştirilerek biriken fazla sıvının kafatası dışında bir boşluğa ( göğüs veya batın boşluğu ) aktarılması sağlanabilir.

Anevrizma tedavisi için hangi yöntem daha uygundur ?

Beyin anevrizmalarını tedavisi için uygulanan açık cerrahi klipleme operasyonu da, endovasküler tedavi olarak adlandırılan kapalı ( damarın  içerisinden ) tedavi yöntemlerinin her ikisi de etkinliği kanıtlanmış ve uzun dönem sonuçları güvenilir olan yöntemlerdir.  Bu seçimde önemli olan nokta, hastanın ve anevrizmanın hangi yönteme daha uygun olduğunun doğru belirlenmesidir.  Anevrizmanın yeri, boyutu, komşu damarlarla ilişkisi, komşu beyin dokularıyla ilişkisi, damarın bu bölümündeki  akım özellikleri, hastanın genel durumu, hastanın başka hastalıklarının olup olmaması gibi özelliklere göre karar verilmelidir. Günümüzde gelişen yaygın bir kanı, anevrizma tedavisinde eğer endovasküler  tedavi  ( kapalı tedavi ) mümkünse  bu yolun seçilmesidir.  Genellikle, endovasküler  tedavi olanağının bulunmadığı  durumlarda açık cerrahi klipleme ameliyatı uygulanmaktadır.  Bu gelişimin sonucu olarak, beyin cerrahisi camiasında da kapalı yöntemle tedavi yapmak üzere girişimler son zamanlarda başlamıştır.  Beyin anevrizmalarının endovasküler yolla ( kapalı yöntemle ) tedavisi  uzun yıllardır nöroradyoloji  uzmanları tarafından yapılmaktadır.

Anevrizma tedavisinde yöntem seçimi nasıl yapılmalıdır ?

Anevrizmanın hangi yöntemle tedavi edileceği kararı büyük önem taşımaktadır. Bu kararın verilmesinde en çağdaş ve doğru yöntem; açık ameliyatı yapacak beyin cerrahı, kapalı tedaviyi yapacak olan nöroradyoloji uzmanı ve hasta veya hasta yakınının birlikte karar vermesidir.  Yukarıda bahsedilen özelliklere göre, sizin hastanızın anevrizması için hangi tedavi yönteminin daha uygun olduğu ancak böyle bir ekibin birlikte vereceği bir kararla belirlenmelidir. 

Anevrizma tedavisinde  komplikasyon yaşanma olasılığı nedir ?

Kanamamış anevrizmanın tedavisi sırasında bir komplikasyon yaşanma olasılığı çok düşüktür.  Mevcut anevrizmanın kanaması halinde yaşanabilecek olumsuzlukları önlemek amacıyla yapılan bir tedavinin komplikasyon oranının zaten çok düşük olması gerekmektedir.  Böyle bir hastanın tedavisinde komplikasyon yaşanma olasılığı yaklaşık % 1 civarındadır.

Anevrizma tedavisi sonrasında takip nasıl yapılmalıdır ?

Cerrahi klipleme sonrası hastaya tanısal anjiografi yapılarak anevrizmanın tam kapanıp kapanmadığı ve damarlardaki kan akımı kontrol edilir. Endovasküler tedavi sırasında bu kontrol zaten yapıldığı için kısa süre içerisinde bir kontrol genellikle gerekmez. Her iki durumda da, belli aralıklarla hastanın kontrol altında tutulması ve gereğinde kontrol tetkikleri yapılması ile tedavinin stabilitesi kontrol edilmelidir. Kontrolün bir diğer yararı da, damarında zayıf bir noktadan anevriazma gelişen hastada yeni bir anevrizma gelişme olasılığına karşı önlem almaktır.

Girişimsel nöroradyoloji nedir?

Girişimsel nöroradyoloji baş boyun bölgesi ve beynin hatta omuriliğin damar problemlerinin çözümüne yardımcı olur. Bu süreçte daha çok  anjiyografi yöntemi kullanılır. Kasıktan girip damarın içinden beyine kadar gidip beyinin en uç noktalarındaki damarlara ulaşılır ve buradaki problemlerin tedavisi çoğu kez girişimsel nöroradyoloji yöntemiyle mümkün olabilir.Girişimsel nöroradyoloji  tanıya yönelik ve tedaviye yönelik olarak iki başlıkta düşünülebilir.

  • Tanıya yönelik girişimler; görüntüleme yöntemleri eşliğinde biyopsi yapılması, bazı hipofiz tümörlerinde kasık venlerinden kateterle girilerek iki taraflı olarak hipofizin venöz kanının boşaldığı noktadan kan örneklemesi alınarak hormonal inceleme yapılması, ilgilenilen bölgelerdeki damar hastalıklarında anjiografi yapılarak kesin tanı konulması ve ayrıntılı olarak incelenmesi vb işlemleri içerir.
  • Tedaviye yönelik girişimler ise; Beyin damarlarında olmaması gereken baloncuklara verilen isim olan anevrizmaların kateterle damar içerisinden tedavisi( embolizasyon ), beyin damarlarındaki A-V malformasyonların tedavi edilmesi, beyin atardamar ve toplardamarları arasındaki fistüllerin ( kısa devrelerin ) damar içerisinden tedavisi, bazı baş-boyun bölgesi ve beyin tümörlerinin tedavi/operasyona hazırlık amacıyla damarlarının tıkanması, baş-boyun bölgesi ve hatta vücudun diğer bölgelerinde de görülen ve hemanjiom adı verilen damar kökenli hastalıkların gerek damar içerisinden ve gerekse görüntüleme yöntemi eşliğinde iğne ile ilaç verilerek tedavisi, boyundaki ana damarların ve kafa içerisindeki damarların darlıklarında balon ve stent uygulanarak açılması, özellikle SAK şeklindeki beyin kanamalarında beyin damarlarında gelişen ve  hayatı tehdit eden damar büzüşmelerinin kateterle tedavisi, akut inme olgularında ani olarak gelişen damar tıkanıklıklarının acil koşullarda açılarak hastanın felç veya ölüm riskinin ortadan kaldırılması gibi işlemler olarak özetlenebilir. Ayrıca, omurga kırıklarında vertebroplasti ve ağrı tedavisine yönelik bazı girişimler de bazı nöroradyoloji kliniklerinde yoğun olarak yapılmaktadır. 

Günlük pratikte en sık uygulanan işlemler ise; beyin damarı anevrizması, A-V malformasyon, A-V fistül ve tümör olgularında embolizasyon. Karotis, vertebral arter, beyin içindeki  damarların darlıklarının stentle tedavisi olarak sayılabilir.

Nöroradyolojik işlemlerin uygulandığı hastalarda hangi klinik branşlarla işbirliği yapılır ?

  • Beyin cerrahisi
  • Nöroloji
  • Kardiyoloji
  • Damar cerrahisi
  • Plastik cerrahi
  • Ortopedi ( omurga operasyonu öncesi ve tümörlerinde )
  • KBB
  • Göz

Nöroradyolojik yöntemlerle tedavi olanağı olan başlıca hastalıkların toplumda rastlanma oranları:

  • İntrakranyal anevrizma: yapılan değişik çalışmalarda, normal toplumdaki insidensi % 2 ile % 6 arasında değişmektedir.            ( İstanbul’ da 300.000 – 900.000 arasında anevrizma hastası olduğu düşünülebilir). ABD istatistiklerini uygulayacak olursak, İstanbul’ da her yıl 1500 hasta anevrizmaya bağlı beyin kanaması geçirmekte ve bunların yaklaşık % 20’ si hastaneye kadar ulaşamadan kaybedilmektedir. % 50’ si ise kanamayı izleyen bir yıl içerisinde  kaybedilmektedir.
  • Karotis arter darlığı: NIH ( ABD ) verilerine göre; ileri derecedeki asemptomatik karotis darlıkları 50 yaş altındaki erkeklerde % 0.2, 80  yaş ve üzerinde % 7.5, genel popülasyonda ise % 3 oranında ( İstanbul’ da 450.000 hasta ) olarak bildirilmektedir.

Koroner arter hastalarının % 11-26’ sında, periferik arter hastalarının da % 25-49’ unda ileri derecede karotis darlığı olduğu bildirilmektedir ( bu istatistiksel sonuçlar incelenen popülasyona göre değişiklik gösterebilmektedir. )

  • İntrakranial damar darlığı : ABD’ de yapılan araştırmalara göre, 60’ lı yaşlardaki populasyonun % 23’ ünde intrakranial stenoz saptanmıştır.
pediatrik nöroradyolojik girişimler
Serebral Anjiyografi

Yeni doğmuş bebekten itibaren her yaştaki bebeğe beyin anjiyografisi yapılabilir. Liv Hospital Nöroradyoloji Kliniği’nde işlem genel anestezi altında yapılır böylece hasta ağrı duymaz ve işlem süresince anestezist kontrolünde olur. Kasık atardamarından çok ince bir kateterle girilir ve çocuğun yaşına uygun dozda kontrast madde (tıbbi boya) ile beyin ve boyun damarları incelenir.

İşlemin deneyimli ve donanımlı bir merkezde ve çocuk girişimleri alanında çalışan bir nöroradyolog tarafından yapılması çok önemlidir. Çocuklarda konjenital (doğumsal) beyin damar hastalıkları, kazalar, yaralanmalar ve beyin kanamalarında bu işlem gerekebilir.

Galen Veni Anevrizmal Malformasyonunda Endovasküler Tedavi

Galen veni anevrizmal malformasyonu genellikle anne karnında veya hemen doğum ardından teşhis edilen bir hastalıktır. Bebeğin beyninde hayatını tehdit eden, çok hızlı akımlı bir veya daha fazla fistül (atardamarların büyük bir orta hat toplardamarına direkt bağlantısı) bulunur. Kasık atardamarından girilerek, bu kısa devreler genel anestezi altında, anjiyografik yöntemle acil koşullarda, gerekirse birkaç seans uygulanarak kapatılmalıdır. Liv Hospital Nöroradyoloji Kliniği’nde bu işlem donanımlı ve deneyimli uzman ekipler tarafından yapılır.



Pediatrik Serebral Anevrizma, Arteriyovenöz Malformasyon ve Fistüllerde Tedavi

Bebek ve çocukların da beyin damarlarında baloncuk, damar yumağı veya atardamar, toplardamar kısa devresi (fistül) rastlanabilir. Bunlar genellikle çocuğun yaşamını tehdit eden veya sakat bırakma potansiyeli taşıyan hadiselerdir. Liv Hospital Nöroradyoloji Kliniği’nde açık ameliyatlar belli durumlarda çok riskli olabildiğinden kapalı (damar içinden gidilerek tedavi) tercih edilir. İşlem, genel anestezi altında, anjiyografi ünitesinde yapılır. Kasık atardamarından beyindeki ilgili damar bölgesine gelinerek, hastalığa uygun dolgu maddesi, kurutucu ajan vb ile tedavi edilir. Bu tür girişimler ancak çocuk girişimleri yönünden tam donanımlı ve deneyimli merkezlerde deneyimli ekiplerce yapılabilir.

Retinoblastomda İntraarteryel Kemoterapi

Retinoblastom, bebek ve küçük çocuklarda rastlanan bir göz tümörüdür. Yakın zamana dek bu çocukların hasta gözünün alınması, sistemik kemoterapi, radyoterapi ve yerel tedaviler uygulanırken; son yıllarda kemoterapi ajanının direkt olarak göz damarı içine verilmesi (intraarteryel kemoterapi) yöntemi geliştirildi.

Liv Hospital Nöroradyoloji Kliniği’nde genel anestezi altında, beyin anjiyografisi yöntemiyle kasık atardamarından girilir. İnce ve özellikli kateterler önce ilgili taraftaki şahdamarına ve ardından ilgili göz damarına yerleştirilir. Buradan uygun dozdaki kemoterapi ajanı göz damarı içine injekte edilir. Daha sonra çocuk bir gün gözlem ardından evine yollanır. Bu alanda deneyimi olan ekip sayısı son derece azdır, donanım ve deneyim gerekir.

Şah damarı tıkanıklığı nedir ve tedavisi nasıl yapılır?

Ana nedeni damar sertliği olan şah damarı tıkanıklığı, özellikle 40 yaşından sonra görülmektedir. Bazen de damara alınan bir darbe sonucu bir travma sonrası damarda hasar oluşabilmektedir.

Şah damarındaki tıkanıklık; görme kaybı, konuşma bozukluğu, söyleneni anlayamama, kol-bacak veya her ikisini birden hareket ettirememe gibi felçlere neden olabilmekte, tıkanıklık nedeniyle hastada yüz felci ortaya çıkabilmektedir. Bütün bunlar baş dönmesi, bulantı, kusma gibi belirtilerle kendini göstermektedir. 

Şah damarı daralması halinde iki türlü belirti ortaya çıkabilir;

  1. Beynin tıkalı bölgesine yeterince kan gidemediği için o bölgenin faaliyetlerinin aksaması
  2. Darlık yüzünden rahat kan geçemeyen yerde küçük bir pıhtı oluşması ya da darlığı yapan yağ birikintisinden kopan bir parçanın gidip beyindeki bir damarı tıkaması sonucu damarı tıkadığı bölgenin felç olması

Teşhis nasıl konur?
Klinik muayene sonrasında teşhis için görüntüleme yöntemleri kullanılır. Doppler ile bakılması, MR anjiyo, BT anjiyo yapılması söz konusu olabilir ancak en doğru sonucu kateterle yapılan anjiyo göstermektedir. 

                                         
 

Şah damarındaki darlıklarda stent uygulaması nasıl yapılır?
Stent uygulaması kasıktan girilerek yapılır. Kateter ile şah damarına çıkılarak kateterin ucunda kapalı bir şekilde bulunan şemsiye darlığı geçtiktensonra açılarak kan geçişi sağlanır.

Stent uygulamasının avantajları nelerdir?
Hastaya anestezi verilmesine gerek kalmadan  hastanede 1 günlük yatış süresi ile  günlük hayata dönüş mümkündür.

tanısal nöroradyolojik girişimler
Serebral Anjiyografi (Beyin Anjiyografisi)

Serebral anjiyografi; beyin ve boyun damarlarının anjiyografisi anlamına gelir. Liv Hospital Nöroradyoloji Kliniği’nde işlem anjiyografi ünitesinde yapılır. Lokal anestezi altında, kasık atardamarından ince bir kateter ile girilerek beyin ve boyun damarları içine kontrast madde (özel bir tıbbi boya madddesi) verilip bu damarların görüntüleri alınır. Beyin ve boyun damarlarında darlık, anevrizma (baloncuk), arteriyovenöz malformasyon veya fistül (damar yumağı veya atardamar-toplardamar arası kısa devre) veya diğer problemlerin varlığı araştırılır. Hasta, anjiyografi sonrası hastanede 4-5 saat dinlendikten sonra evine yollanır (yatmayı gerektiren başka bir durum yoksa). Deneyimli ve iyi donanımlı merkezlerde rahat, kısa süren ve emniyetli bir işlemdir.

Miyelografi

Omurilik kanalı içine kontrast madde (özel bir tıbbi boya maddesi) enjekte edilerek gerçekleştirilen tetkiktir. Bu şekilde röntgen cihazında görüntüler alındıktan sonra hasta tomografi ünitesine de alınarak tetkik genişletilebilir. Kamburluk, omurga eğriliği, bel ameliyatları sonrasında gelişen sorunlar ve belde kayma gibi sorunlar nedeniyle bu tetkik sıkça istenmektedir.

İntratekal Kontrastlı Sisternografi

BOS rinoresi (kazalar, bazı ameliyatlar veya girişimler sonrasında beyin omurilik sıvısının burun veya kulaktan gelmesi) durumunda uygulanan bir tetkiktir. Amaç sıvının kaçtığı bölgeyi net olarak saptamak ve hızla onarımına yol açmaktır. Kontrast madde adı verilen özel bir tıbbi boya, omurilik kanalına enjekte edilir. Bu boya, hastaya pozisyon verilerek baş boyun bölgesine yönlendirilir ve kaçak bölgesi MR veya tomografi eşliğinde saptanır.

Petrozal ve Kavernöz Sinüs Örnekleme

Hipofiz bezinin aşırı hormon salgılaması ile karakterize, Cushing hastalığında yapılan bir tetkiktir. MR incelemenin net bilgi vermediği durumlarda, hormonun tam olarak salgılandığı yeri saptamaya yarar. Anjiyografi ünitesinde, lokal anestezi altında her iki kasık toplardamarından girilerek hipofiz bezi toplardamarlarına ulaşılır ve buradan kan örnekleri toplanarak hormon tahlilleri yapılır. Böylece cerrahinin en başarılı şekilde yapılması için hormon salgı bölgesi saptanmış olur.

 
Karotis ve Vertebral Arter Oklüzyon Testleri

Kaza, baş boyun bölgesinde tümör yayılımı veya ameliyat sırasında yaralanma gibi durumlarda boyundaki ana atardamarlar yaralanır ve bunların kalıcı olarak kapatılmaları gerekebilir. Böyle durumlarda hastada nörolojik bir sekel (inme) oluşma riski bulunur. Bu riski ortadan kaldırmak için kapatma işlemi öncesinde, beyin anjiyografisi eşliğinde kapatılması planlanan damarda balon şişirilerek hasta anjiyografik ve klinik olarak teste tabi tutulur.

Diskografi

Omurganın disk dejenerasyonuna bağlı ağrılarında intervertebral disk (omurlar arasında yastık görevi yapan ve kaymalarında bel veya boyun fıtıkları oluşan yastıkçıklar) içine tıbbi boya maddesi enjekte edilerek yapılan ve ağrının kaynağını tespit etmeye yarayan bir testtir.

Uzmanlarımıza Sorun
Uzmanlarımıza Sorun
İsim Soyisim(*) :  
Telefon(*) :  
Şehir :
E-mail(*) :  
Mesajınız(*) :  
Rapor Gönder :
Güvenlik :
Top