Türkçe    English   русский 

şifremi unuttum

Şifremi Unuttum

kadın hastalıkları ve doğum

tıbbi hizmetlerimiz
bölüm tanıtımı

Jinekolojik onkoloji, yüksek riskli gebelik ve tüp bebek tedavileriyle yaşama yeni mucizeler katan Liv Hospital, ergenlik döneminden itibaren kadın sağlığını tüm süreçleriyle ele alıyor. Liv Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü, Jinekolojik Onkoloji, Ergen Sağlığı, Menopoz, Riskli Gebelik ve Tüp Bebek gibi branşlarda uzmanlaşmış hekimleri bir araya getiriyor ve kişiye özel tedaviler sunuyor.

Liv Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü; kadın sağlığına ilişkin tüm hastalıklar, gebelik öncesi ve sonrası, menopoz döneminde yaşanan değişimler ve her kadının korkulu rüyası olan jinekolojik kanser vakalarında tedavide en yüksek başarı oranını hedefliyor.

Liv Hospital’da kadın hastalıkları tedavisinde günümüzün son teknolojisi olan robotik ve laparoskopik cerrahiler kullanılmaktadır. 2014 yılında Liv Hospital’da özellikle rahim ve over kanserlerinin tedavisinde öncelikle robotik cerrahi gerçekleştirildi ve bu cerrahi yöntemle tedavi süresi yüzde 50 kısaldı. 2014 yılında kadınlarda sık rastlanan rahim ve yumurtalık kanseri tedavisinde gerçekleşen cerrahilerde ameliyat komplikasyon, enfeksiyon ve yeniden ameliyat oranı %0 olarak gerçekleşti.

4D ultrason

4D Ultrason cihazları sayesinde erken dönemde cinsiyet, yarık damak, yarık dudak, eksik parmak, beyin ve omurilikten kaynaklanan rahatsızlıkların tanısı konulabilmektedir.

Ense kalınlığı ölçümüyle görülen Down sendromu 4D ultrason sayesinde 3. ayda taranabilmektedir. Bu nedenlerle dört boyutlu ultrasonlar geleneksel- standart 2d ultrasonlara göre tercih edilmektedir.

Yine, dört boyutlu ultrasonlar ile çiftlerin ayrı bir mutluluk ve farklı bir heyecanla bekledikleri ikiz, üçüz bebeklerin gelişimi de daha net bir şekilde izlenebilmektedir.

4D ultrasonlar geleneksel iki boyutlu inceleme özelliğinin yanı sıra hem renkli doppler hem de 3. boyut özelliğini birlikte içermesi ile bebek heyecanına kapılan ailelere üçüncü aydan itibaren cinsiyeti öğrenme ve renkli fotoğraflarını alma fırsatı tanımaktadır. Siyah beyaz ve 2 boyutlu ultrasona göre anne karnındaki bebeğin hem bir buçuk ay daha önce görüntülenmesine hem de net fotoğraf kalitesindeki renkli görüntüsünü elde etmeye olanak sağlayan 4 boyutlu renkli ultrason, anne -babaların hamileliğin 3. ayından itibaren bebeklerinin fotoğrafına kavuşmalarını sağlamaktadır.

Tüm bu özellikleri ile 4 boyutlu ultrason ailelere bebeklerinin sağlık durumundan sonra en fazla kime benzediğini merak ettikleri için çekimler sırasında eli, ayağı, burnu, yüzü gibi detayları yorumlama ve bebeği birilerine benzetmeye çalışma gibi hoş anlar yaşatmakta ve hamilelik sürecindeki heyecanın güzel anılara dönüşmesini sağlamaktadır.

Tüm bu özellikleri ile 4 boyutlu ultrason aşağıda belirtilen konularda tanı ve teşhis konusunda önemli avantajlara sahiptir;

4D Ultrasonun avantajları nelerdir?

Gerçeğe yakın görünüm sayesinde anne karnındaki bebeğinizle önceden duygusal bağ kurmak.
 Bebeğin cinsiyetinin daha erken dönemlerde (14. haftada) belirlenmesi
 Bebeğin gelişimsel analizi
 Çoğul gebeliklerin ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesi
 Rahmin yapısal problemlerinin teşhisi
 Plasentada oluşabilecek anomalilerin saptanması
 Anormal kanamaların sebeplerinin teşhis edilmesi
 Ektoptik (dış) gebeliğin tanısı
 Yumurtalık tümörleri, kistleri, polip ve miyomlarının teşhisi
 Plasentanın yerleşiminin (lokalizasyonunun) belirlenmesi

ergen jinekolojisi bölümü

Ergenlik, çocukluktan erişkinliğe adım atılan dönemdir. Çocuğun fizyolojik, psikolojik ve sosyal açıdan bir dizi değişimlerin yaşadığı zamansal bir süreçtir. Ergenlik yaşı normalde kız çocuklarında 8-13, erkek çocuklarında ise 9-14 yaş arasıdır. Eğer ergenliğe ait belirtiler kızlarda 8 yaşından, erkeklerde ise 9 yaşından önce görülüyorsa ‘’erken ergenlik’’ problemine işaret edebilir.

Çoğu zaman nedeni ortaya konulamayan ve kızlarda daha sık görülen erken ergenlik probleminin sebebi altta yatan çok önemli bir tıbbi problem olabilir. Özellikle de erkek çocuklar da görülüyorsa daha da şüpheli yaklaşmak gerekir. Altta yatan bu problemler, beyin tümörleri, beyin apseleri ve infeksiyonları, böbrek üstü bezlerinin tümörleri, yumurtalık-testis tümörleri ve hastalıkları gibi önemli durumlar olabilir.

Liv Hospital Ergen Jinekolojisi Kliniği’nde kız çocuklarının ergenlik gelişimlerinin takibi, adet görme, özellikle rahim ağzı kanserlerinden korunma amaçlı planlanan aşılarının düzenlenmesi gibi kontrolleri yapılır. Ayrıca kanama bozuklukları, tüylenme gibi problemlerin tanı ve tedavilerinde de yüksek başarı hedeflenir. Çocuklar 360 derece olarak incelenip sorunun nedeni araştırılır. Çözüm endokrinolog, jinekolog, psikolog, psikiyatristin de içinde bulunduğu multidisipliner bir yaklaşım ile yapılır. İyi bir değerlendirme ve tanı sonrasında aktive olmuş sistemin baskılanarak erken ergenliğin durdurulması amaçlanır. Gerçek ergenlik yaşı beklenip zamanı gelince bu ilaçlar kesilerek ergenliğin gelişmesine izin verilir. Aynı zamanda çocuğun psikolojik problemleri için muhakkak yardım alınmalıdır. Beslenme alışkanlıkları, kullanılan malzemeler açısından dikkat etmek ve hepsinden önemlisi de erken ergenliğe ait bir belirti varsa gözden kaçırmadan tıbbi danışma ve yardım alınmalıdır.

jinekolojik kanserlerde robotik cerrahi

     

 

Liv Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği'nde jinekolojik kanserler robotik cerrahi yolu ile başarılı bir şekilde tedavi ediliyor.

Rahim ağzı kanseri, önlenebilir veya korunulabilir bir hastalıktır. Bu amaçla Liv Hospital Jinekolojik Onkoloji Kliniği’nde HPV aşılaması, pap smear taraması ve kanser geliştiğinde en uygun tedavi üstün başarıyla uygulanmaktadır. Rahim içi zarı ve yumurtalık kanserlerinde uluslararası en iyi sonuçları olan merkezlerle yarışır, başarılı cerrahiler uygulanmaktadır.

Liv Hospital’da kadın hastalıkları tedavisinde günümüzün son teknolojisi olan robotik ve laparoskopik cerrahiler kullanılmaktadır. Robotik cerrahinin en etkin ve yaygın kullanımı jinekolojik onkoloji alanındadır. Rahim ağzı ve rahim içi zarı kanseri ameliyatlarında başarıyla uygulanmaktadır.

Liv Hospital’da kanser tanısı konulan bir hastanın tedavi yöntemine tek bir hekim değil, farklı tıbbi birimlerden oluşan “Tümör Konseyi” karar veriyor. Bu konseyden çıkan karara göre hastaya cerrahi müdahale ya da kemoterapi ve radyoterapi uygulanıyor.

Tek Delikten ve İzsiz Jinekolojik Ameliyatlar

Tek delikten veya porttan robotik cerrahi, jinekolojide ameliyatın sadece göbek deliği kullanılarak yapılmasını neredeyse izsiz bir şekilde sağlar. Göbek deliğinden karına girildiği için kullanılan port yeri göbek içinde kalır; böylece karında ayrıca bir kesi yeri olmaz. Bu sebeple mükemmel bir kozmetik sonuç elde edilir. 

Bu ameliyatta göbek deliği içine tek port denilen bir aparat yerleştirilir. Bu portun özelliği içinden bir kamera ve iki ayrı enstrüman geçmesine izin veren bir sistem olmasıdır. Kullanılan tüm kollar robota bağlanır ve hepsi cerrah tarafından kontrol edilerek ameliyat başarı ile gerçekleştirilir. 

Tek port robotik cerrahi karnın herhangi bir yeri kullanılarak yapılabilmekle beraber göbekten yapıldığında kozmetik olarak en iyi sonuç elde edilir. Bu nedenle myomlar gibi iyi huylu rahmin alınmasını gerektirebilecek hastalıklarda, yumurtalık ve tüp problemlerinde, erken evre bazı jinekolojik kanserlerde kullanılabilir.

Belirli bir tecrübe gerektiren tek delik robotik cerrahide jinekolojik operasyonlar geleceğin cerrahi operasyonları olup gerçek anlamda “minimal invazif” işlemlerdir. Çünkü operasyonda 3-4 delik yerine tek delik kullanılmaktadır. Bu tekniğin gelişimi ile yakın gelecekte birçok ameliyat bu şekilde yapılabilecektir. 

Tedavi Edilen Hastalıklar

Rahim Ağzı Kanseri

Ülkemizde de en sık görülen ilk on kanser arasında olup, yılda 1300-1500 arası yeni vaka teşhis edildiği düşünülmektedir. Ancak olguların %60’ı tedaviye cevap vermeyerek ileri evrede tanı almaktadır. Mevcut sosyokültürel değişiklikler ile beraber rahim ağzı kanseri yükünün her geçen gün artacağı ve ülkemiz için gelecek yıllarda çok daha büyük bir tehdit oluşturacağı düşünülmektedir. Rahim ağzı kanserinde pap smear ile tarama sonucu binlerce kadının rahim ağzı kanseri erken evrelerde, henüz kanserleşme gerçekleşmeden saptanır ve kadınların kansere bağlı olarak hayatlarını kaybetmeleri önlenir.

Yumurtalık (Over) Kanseri

Yumurtalık kanserleri de kadınlarda en sık görülen ilk on kanser arasında yer almaktadır. Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de olguların en az dörtte üçü ileri evrelerde teşhis edilmekte ve ne yazık ki bu evrelerde de bu kanserler en az yüzde 80 ölümcül seyretmektedir. Yumurtalık kanserli hastaların ilk cerrahide gözle görülür tümör bırakılmaması “Altın standart”tır. Liv Hospital Jinekolojik Onkoloji Kliniği’nde gözle görülür tümör kalmayacak şekilde başarılı ameliyat yapılma oranı yüzde 93’tür. Bu oran Avrupa’nın bazı merkezlerinde yüzde 60, Kanada’da yüzde 11’dir. Yumurtalık kanserinin olası erken teşhisi için ne yazık ki yurt genelinde kanser tümör belirteçleri de yaygın bir şekilde ve bilinçsizce kullanılmaktadır. Yumurtalık kanserinin taramasında henüz bilinen etkin bir yöntem yoktur.

Endometrium (Rahim İçi Zarı) Kanseri

Kadın üreme yolu kanserleri arasında önemli bir diğer kanser de endometrium kanseridir, yani rahim içi zarı kanserleridir. Batılı ülkelerde kadınlarda en sık görülen kadın üreme yolu kanseri endometriyal kanserler olup, ülkemizde de en sık görülen ilk 10 kanser arasındadır. Genellikle de eşlik eden meme, yumurtalık ya da kolon kanserleri de olabilir. Tarama programı olmasa da kanama şikayetinin olması nedeniyle vakaların çoğu erken evrede teşhis edilir. Bu nedenle menopoz sonrası vajinal kanamalarda endometrium kanseri hatırda tutulmalı, tetkik edilmelidir.

Diğer Kadın Üreme Sistemi Kanserleri

Kadın dış üreme sistemi (vulva ve vajen) kanserleri ile özel kadın üreme sistemi kanser türleri Liv Hospital Jinekolojik Onkoloji Kliniği’nde uluslararası standartlara göre tedavi edilmektedir.

kadınlarda rahim ağzı kanserinin çözümü

Tarama ve Human Papillomavirus (Hpv) Aşıları

Dünyada her 2 dakikada bir kadın rahim ağzı(serviks) kanseri nedeniyle hayatını kaybediyor. Yüksek-riskli Human papillomavirus (HPV) virüslerinin uzun süreli enfeksiyonu sonucu ortaya çıkan rahim ağzı kanserinden korunmanın en etkin yolu ise, bu virüse karşı geliştirilen koruyucu aşıların uygulanması. İdeal olarak ilk cinsel ilişki öncesi HPV aşısının uygulanması gerektiğini söyleyen Liv Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç.Dr. Eralp Başer, “HPV virüsü ile genellikle ilk cinsel ilişkiyi takip eden birkaç yıl içerisinde karşılaşılır. HPVvirüsü servikse yerleşse dahi, genellikletakip eden 12 – 24 ayda vücuttan tamamen atılır. Ancak bazı kişilerde virüs vücuttan atılamaz ve rahim ağzı kanseri riski oluşturabilir." dedi. 

Tarama: Neden ve nasıl yapılıyor?

Rahim ağzı (serviks)kanseri, en sık karşılaşılan jinekolojik kanserler arasında yer alır. Günümüzde serviks kanserinin en önemli nedeninin, HPV (Human papillomavirus) virüsü olduğu biliniyor. Düzenli yapılan tarama testleri sayesinde, kanser öncüsü durumlar erken yakalanıyor ve kanser oluşmadan tedavi sağlanabiliyor. Tarama, jinekolojik muayeneile yapılır. Rahim ağzına sürülen yumuşak bir fırça yardımıyla o bölgedeki hücreler toplanır. Bu hücrelerin bir mikroskopi camı üzerine yayıldığı ve incelendiği yönteme pap-smear testi, hücreler içerisinde - eğer mevcutsa - HPV virüsünün DNA'sının tespit edildiği yönteme HPV-DNA testi adı verilir. Serviks kanseri taramasına, cinsel olarak aktif kadınlarda 21 yaşından itibaren başlanılmalıdır. 21 ile 29 yaş arasında 3 yılda bir pap-smear testi uygulanır. 30 yaşından sonra ise her 5 yılda bir HPV-DNA ve pap-smear testleri birlikte uygulanmalıdır. Buna alternatif olarak, 3 yılda bir tek başına pap-smear testi uygulanabilir.

Şüphe varsa kolposkopi yapılmalı

Tarama testi sonuçlarına göre, eğer kanser öncüsü bir durumdan şüphe edilirse kolposkopi işlemi uygulanır.Kolposkopiyi uygulayan hekim mutlaka bu alanda özel olarak eğitimli ve tecrübeli olmalıdır. Kolposkopi esnasında rahim ağzı ayrıntılı bir şekilde gözlemlenir. Şüpheli bölgelerden küçük biyopsiler alınarak patolojik inceleme yapılır. Bu işlem genellikle 5-10 dakika arasında sürer ve anestezi gerektirmez. Patolojik inceleme sonucunda ileride kanser riski taşıyan bir durum saptanması halinde, riskli bölgenin temizlendiği servikal LEEP veya konizasyon işlemleri uygulanır.Serviks kanseri taramaları düzenli olarak yaptırıldığında ve kanser öncüsü durumlara erken müdahale edildiğinde, kanser oluşum riski yok denecek kadar azdır. 

Human papillomavirus (HPV) aşısı ile ilgili bilinmesi gerekenler

HPV aşısı;

• Dünya Sağlık Örgütü (WHO) başta olmak üzere, dünyada önde gelen birçok sağlık kuruluşu ve topluluklar tarafından önerilmektedir.
• Güvenlidir, canlı virüs içermez.Bu nedenle,HPV enfeksiyonuna neden olması mümkün değildir.
• Toplamda 3 doz olarak, 6 aylık süre içinde, koldan enjeksiyon şeklinde uygulanmaktadır.
• İdeal olarak, ilk cinsel ilişki öncesindeuygulanmış olmalıdır. İlk cinsel ilişki yaşı sosyo-ekonomik ve kültürel şartlara bağlı olarak değişebileceğinden,aşılamadahedef kitle9-13 yaş arasıkız çocukları olarak belirlenmiştir. Cinsel ilişki sonrasında da aşının yapılmasında herhangi mahsur yoktur ve koruyuculuğu aynı şekilde olmaktadır. Son araştırmalar aşının en az 50'li yaşlara kadar koruyucu olduğunu göstermektedir. Daha önce HPV enfeksiyonu geçiren kadınlarda da aşı uygulanması tavsiye edilmektedir.
• Amerika, Avustralya ve Avrupa'daki bazı ülkelerde zorunlu aşı programına dahil edilmiştir.Ülkemiz de dahil olmak üzere 100'den fazla ülkede sağlık bakanlıklarından onay almış ve kullanıma girmiştir.

kapalı cerrahi

Kadın hastalıkları ve jinekolojik onkoloji alanlarındaki operasyonlar giderek hasta açısından daha konforlu hale gelmektedir. Gelişen anestezi ve ameliyat sonrası bakım hizmetlerinin yanında, aynı ameliyatların daha küçük kesilerle yapılmasının yaygınlaşması da bunda büyük rol almıştır. Günümüzde jinekolojik operasyonların önemli bir kısmı kapalı yöntemle gerçekleştirilebilmektedir. Bunların başında histerektomi (rahim alınması), myomektomi (rahimdeki iyi huylu kitlelerin alınması), ooforektomi (yumurtalıkların alınması), yumurtalık kistlerinin alınması gibi sık yapılan operasyonlar yer almaktadır.

Jinekolojik onkoloji alanında özellikle son yıllarda, kapalı operasyonların ağırlığı artmıştır.  Önceden sadece büyük karın kesilerden gerçekleştirilebilen operasyonlar, artık 4-5 adet küçük (5-12 mm) kesiden gerçekleştirilebilmektedir. 

Kapalı cerrahinin avantajları nelerdir?

Kapalı cerrahi teknikleri ile yapılan operasyonlarda, çok daha az ağrı olmakta, hastanın toparlanması daha hızlı gerçekleşmektedir. Günlük yaşama daha kısa sürede dönüş sağlanmakta, yaşam kalitesinde artış meydana gelmektedir. Operasyon sırasında dokular daha yakından görülebilmekte, bu sayede önemli organlar daha hassasiyetle korunabilmektedir. Açık cerrahiye göre çok daha az kan kaybı olmakta, bu sayede kan nakli ihtiyacı belirgin olarak azalmaktadır.

Kapalı cerrahi yöntemleri nelerdir?

Kapalı cerrahi laparoskopi veya robotik cerrahi yöntemleriyle gerçekleştirilebilmektedir. Her iki yöntemde de karına 5-12 mm çapında birkaç adet kesiden giriş yapılmaktadır. Kamera ve özel aletler yardımıyla, açık kesi ile yapılan operasyonun aynısı kapalı yöntemle gerçekleştirilebilmektedir. Laparoskopik cerrahide kamera ve el aletleri cerrahlar tarafından tutularak kontrol edilmektedir . Robotik cerrahide ise benzeri aletler özel bir cihaza bağlanmakta, bu enstrümanlar hasta ile aynı odadaki bir konsolda oturan cerrah tarafından kontrol edilerek operasyon gerçekleştirilmektedir.

Kapalı cerrahi sonrasında iyileşme süreci nasıl olmaktadır ?

Laparoskopi veya robotik cerrahide kullanılan kesiler küçük olduğundan, hastanın duyduğu ağrı hissi de belirgin olarak azalmaktadır. Hastalar genellikle ameliyattan 1-2 gün sonra taburcu olmakta, yaklaşık 7 gün içinde ev işlerine dönebilmektedirler. Ameliyatın geleneksel cerrahi kesi ile yapıldığı durumlarda ise  taburculuk genellikle 4.-5. günlerde olmakta, hastanın ev işlerini yapar hale gelmesi birkaç hafta veya bir ay kadar sürebilmektedir. 

menopoz

Liv Hospital Menopoz Kliniği’nde menopoz tedavisindeki amaç; menopoza bağlı şikayetler (ateş basması, terleme, çarpıntı, uyku bozukluğu, dikkat dağınıklığı, cinsel isteksizlik), postmenopozal (menopoz sonrasındaki yıllar) kadınlarda oluşan osteoporoz, kalp ve damar hastalıkları (koroner kalp hastalığı, inmeler, venöz tromboemboliler (VTE)), diyabet, ruh durumu, depresyon, idrak eksikliği ve demans rahatsızlıklarını ortadan kaldırmaktır.

Yumurtalık aktivitesinin yitirilmesi sonucunda adet kanamalarının kalıcı olarak sonlanması anlamına gelen menopozda ateş basması, terleme, uyku problemleri, duygu durum bozuklukları, cinsellikte azalma, vajinal kuruluk, ağrılı ilişki, idrar yapmada güçlük, sık işeme, kemik erimesi (osteoporoz) gibi belirtiler görülebilir. 

Menopoz belirtilerinin ne kadar süreceği, kişiden kişiye değişir. Bazı kişilerde kısa sürerken, bazı kişilerde 10 yıl kadar sürebilmektedir. Belirtiler ortalama 3 – 5 yıl sürer. Menopoz Kliniği’nde sıcak basması vb. şikayetler için bazı hastalarda kullanılan hormon replasman (yerine koyma) tedavileri ve osteoporoz tedavisi en sık tedavi uygulamalarıdır.

 

riskli gebelik (perinatoloji)

Riskli gebelik nedir?

Riskli gebelik; anne veya bebeği veya her ikisini birden, gebelik esnasında, doğum sırasında veya doğum sonrasında komplikasyon oluşması açısından riskli hale getiren durumdur.

Kimler Risk altındadır?

1. Sistemik hastalıklara sahip olan anne adayları

 Annede yüksek tansiyonla giden hipertansif bozukluklar

 Diyabet ( şeker hastalığı)

 Epilepsi

 Otoimmün hastalıklar ( bağışıklık sistemiyle ilişkili hastalıkları

 Kanda pıhtılaşma bozukluğu

2.Enfeksiyonlar (hem anne, hem fetusu etkileyebilir)

 Annede HIV, sitomegalovirüs, parvovirüs gibi çeşitli enfeksiyonlar olması

3.Erken doğum riski olan gebelikler

Çoğul gebelikler

Rahim ağzı yetmezliği teşhisi alan gebelikler

4.Plasental patolojiler

5.Suları zamanından önce gelen hastalar

6.Erken doğum eylemi başlamış gebelikler
 
7.Fetustla ilgili problemler

- Anatomik bozukluklar

- Kromozomal bozukluklar

- Genetik sendromlar

- Kardiyak anormallikler

- Kan hastalıkları

- Enfeksiyonlar

- Anne karnında gelişim geriliği

Liv Hospital’da Riskli Gebelik Takibinde Verilen Hizmetler

Riskli gebeliklerin takibi (kalp, şeker, hipertansiyon , tiroit, hematolojik, romatizmal, karaciğer, böbrek hastalıkları vb.)

Koryon villus biyopsisi (11-14 hafta arasında plasentadan örnekleme yapılması kromozom analizi ve diğer genetik hastalıkların araştırılması nedeniyle)

Amniyosentez ( kromozom analizi ve diğer genetik hastalıkların araştırılması nedeniyle )

Fetal nörosonografi ( Beyin ve santral sinir sistemi hedeflenmiş inceleme)

Fetal kardiak ileri düzey inceleme, fetal ekokardiyografi

4 -D boyutlu ultrasonografik değerlendirme

Fetal kan örneklemesi (kordondan kan alınması)

Erken doğum riski taşıyan hastaların, özel erken doğumu tarama ,tahmin ve önleme programı dahilinde değerlendirmeleri

Tekrarlayan gebelik kayıpları ve anne karnında kayıpların incelenmesi, ve ABD perinatal patoloji bölümü ile ortaklaşa plasental patolojilerin araştırılması.

Trombofili / kan pıhtlaşma bozuklukları ve genetik mutasyonların araştırılması

Uzmanlarımıza Sorun
Uzmanlarımıza Sorun
İsim Soyisim(*) :  
Telefon(*) :  
Şehir :
E-mail(*) :  
Mesajınız(*) :  
Rapor Gönder :
Güvenlik :
Top