Türkçe    English   русский 

şifremi unuttum

Şifremi Unuttum
bölüm tanıtımı

Liv Hospital Genel Cerrahi Kliniği, kişiselleştirilmiş güncel tedavi uygulamalarıyla hasta memnuniyetinde dünya standartlarında başarılara imza atmaktadır. Bölüm kolorektal, sindirim sistemi, karaciğer, safra cerrahisi, periferik damar cerrahisi, obezite ve metabolizma cerrahisi, meme hastalıkları ve endokrin cerrahisi olmak üzere 7 alt branşla kişiye özel sağlık hizmeti vermektedir. Bu branşlar kendi içinde multidisipiliner bir yaklaşımla onkoloji, radyoloji, plastik cerrahi ve psikiyatri bölümleriyle birlikte bir takım çalışması sunmaktadır.

Robotik Cerrahi ile Hızlı İyileşme
  • Robotik Cerrahide açılan küçük kesilerden ameliyat yapılabilmesi ve robotun yüksek çözünürlüklü, ameliyat bölgesini büyüten kamera gibi teknolojik üstünlükleri hastaya sayısız avantaj sağlamaktadır.
  • Kanamalar daha net olarak görülebilmekte ve erkenden durdurulabilmektedir. Genellikle hastalara kan nakli gerekmemektedir.
  • Küçük kesiler enfeksiyon riskini azaltmakta, iyileşme sürecini hızlandırmaktadır.

Üst Düzey Teknoloji ve Tecrübe

Liv Hospital Genel Cerrahi Kliniği’nde kanser tedavilerinde robotik cerrahi ile hastalara daha fazla konfor, güvenlik, kolaylık ve daha hızlı iyileşme fırsatı sunulmaktadır. Genel Cerrahi Takımı’ndaki uzman ve deneyimli ekipler, robotik cerrahi teknolojisini en üst düzeyde kullanmaktadır. Liv Hospital Genel Cerrahi Kliniği’nin amacı hastalarını sadece tedavi etmek değil onları bilgilendirerek yaşamlarına yeni bir yön vermektir.

  • Kolorektal cerrahisi
  • Sindirim sistemi cerrahisi
  • Karaciğer/safra cerrahisi
  • Periferik damar cerrahisi
  • Obezite ve metabolizma cerrahisi
  • Meme hastalıkları cerrahisi
  • Endokrin cerrahisi
  • Laparoskopik ve robotik cerrahi ünitesi

Liv Hospital Genel Cerrahi Kliniği sağlıktaki güncel gelişmeleri yakından takip eden deneyimli cerrah kadrosu, robotik ve laparoskopik cerrahi gibi uygulamaları yaygın olarak kullanmakta, robotik cerrahiyle ilgili eğitim kursları düzenlenmektedir.

Özellikle sindirim sistemi kanserlerinin tedavisinde robotik cerrahi ile Prof. Dr. Oktar Asoğlu önderliğinde çok başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Robotik cerrahinin getirdiği avantajlar ile, ameliyat sonrası hastalarda komplikasyon ve ağrı gelişme riskinin azalmakta, hastaların hastanede kalması gereken süre azalmaktadır.

Robotik Cerrahi, Kanser Kontrolünü Hızlandırıyor

Robotik Cerrahide ameliyat sonrası iyileşme hızlı olduğundan radyoterapi veya kemoterapiye ihtiyaç duyulacak hastalarda tedavide gecikme olmamaktadır. Yüksek çözünürlüklü görüntü ve çok yönlü hareket edebilen enstrümanlar yardımı ile cerraha çok daha iyi ve net bir şeklide kanserli dokuyu alma imkanı vermektedir.

Büyük Cerrahilerde Üstün Başarı

Liv Hospital’da toplam cerrahilerin yüzde 80’ini oluşturan büyük ve özellikli cerrahilerde komplikasyon oranı  %2,  enfeksiyon oranı %2, yeniden yatış oranı %1 ve yeniden ameliyat oranı %1’dir.

Hastanemizde rektum kanserinde uygulanan tedaviler, dünyadaki önemli merkezlerle kıyasladığında Memorial Slaon Kettering’te ameliyat sonrası sağ kalım oranı  %81, Cleveland Clinic’te % 80 iken, Liv kolorektal cerrahi kliniği hekimlerinin laparaskopik yöntemlerle yapılmış rektal cerrahi sonucu sağ kalım oranı % 87.5’tir. Yine aynı hastalıkta lokal nüks oranı Memorail Sloan Kettring de %4, Cornell Üniversitesi’nde % 5 iken, Liv kolorektal cerrahi ekibi serisinde % 3.6’dır.

Morbid obezite dünyada komplikasyon ve ölüm oranı yüksek bir cerrahidir. Hastanemizde yapılan tüm vakalar için %100 sağ kalım ve %0 komplikasyon gerçekleştirilmiştir

endokrin cerrahisi bölümü

Liv Hospital Endokrin Cerrahisi Kliniği; endokrin cerrahı, endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanı, onkoloji ve nükleer tıp uzmanını bir araya getirerek hastalığın tüm boyutlarının değerlendirildiği multidisipliner bir yaklaşım sunmaktadır.

Kliniğimizde “Endokrin Cerrahisi” üzerine uzmanlaşmış öğretim görevlisi düzeyinde hekim bulunmaktadır.

Donanımlı Bir Nükleer Tıp Bölümü

Dünya standartlarında güncel diagnostik ve tedavi uygulamalarının, alanında 10 yıldan uzun süredir tecrübesi olan hekim ve etkin nükleer tıp ekibi tarafından yapıldığı özel korumalı (zırhlı) yataklı tedavi ünitelerinin olduğu yüksek doz radyoaktif iyot verme olanaklarına sahip donanımlı bir nükleer tıp bölümünün varlığı, nükleer tıp tanı ve tedavi sunulan sağlık hizmetinin doğru ve konforlu sürdürülmesini sağlamaktadır.

Tiroit kanseri hastalarının radyoaktif iyot uygulamalarının yapıldığı odalar standart gerekliliklerin ötesinde konfora sahiptir.

Minimal İnvaziv Yöntemler

Liv Hospital Endokrin Cerrahisi Kliniği’nde tiroid ve paratiroid bezleri hastalıkları cerrahisi; ses tellerini korumaya yönelik sinir monitörizasyonu teknolojisi ve çeşitli minimal invaziv yöntemler yardımıyla daha küçük kesilerden yapılabilmektedir.

Güncel Teknolojilerle Sıfır Komplikasyon

 Liv Hospital Endokrin Cerrahisi Kliniği’nde güncel sağlık teknolojilerinin kullanılması hastalarda cerrahi sonrası komplikasyon görülme riskini ortadan kaldırmaktadır.  Liv Hospital bünyesinde total tiroidektomi ve adenom yapılan hastaların hiçbirinde ses kısıklığı ve kalıcı komplikasyon gelişmemiştir. Ameliyatlarda kullanılan yöntemler ve ameliyat sonrası iz azaltıcı destek tedaviler uygulanması hastalarda en iyi kozmetik sonuçların elde edilmesini sağlamaktadır.

Böbrek Üstü Bezi Tümörlerinde Robotik Cerrahi Avantajları

  • Böbrek üstü bezi tümörlerinin tedavisinde çoğunlukla laparoskopik ve robotik cerrahi tercih edilmektedir.
  • Minimal invaziv girişimler sonrasında hastalar, klasik açık ameliyatlara oranla daha az ağrı hissetmekte, ameliyat sonrasında hastalarda görülen kanama ve enfeksiyon gibi komplikasyon riskleri azalmaktadır.
  • Robotik cerrahinin bu avantajları hastaların normal hayatlarına daha kısa sürede dönmelerini sağlamaktadır.


Liv Hospital Endokrin Cerrahisi Kliniği’nde robotik cerrahi ile böbrek üstü bezi ameliyatı olan hastalar komplikasyonsuz taburcu edilmiştir.

Liv Hospital Endokrin Takımı ile Multidisipliner Yaklaşım

Tiroid nodülleri ve kanserleri, paratiroid adenomları ve kanserleri, böbrek üstü bezi tümörleri tedavisinde mükemmeliyeti hedefleyen Liv Hospital Endokrin Takımı; Endokrinoloji Uzmanı Doç. Dr.Serpil Salman, Nükleer Tıp Uzmanı Doç . Dr.Handan Tokmak, Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Adem Uçar ve Genel Cerrahi / Endokrin Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Fatih Tunca’dan oluşmaktadır.

Multidipliner endokrin konseyinde bir araya gelerek kliniğe başvuran hastalar için en uygun kişiselleştirilmiş tedavi protokolünü belirlenmektedir.

‘ Liv Hospital Endokrin Hastalıklar ve Tiroit Kanser Konseyi ’’  Kurum olarak hastalarımıza etik değerlere bağlı, maksimum etkinliğin, en düşük biyolojik hasarla sağlanmasının hedeflendiği, iyi tıp uygulamalarına odaklanılmaktadır.

 

 

hepatobilier (karaciğer/safra) cerrahisi bölümü

Liv Hospital Karaciğer ve Safra Cerrahi Kliniği karaciğeri, safra sistemini ve pankreası tutan hastalıkları olan erişkinler için iyi koordine edilmiş, multidisipliner,  hastayı ve aileyi hedef alan dünya standartlarında sağlık hizmeti vermek üzere Liv Hospital’in kapsamlı kaynaklarını bir araya getirir.

 

Ekibimiz, operasyon sırasında sağlıklı dokuların korunmasını ve sonuç olarak daha az kan kaybını sağlayan teknikler (Robotik Cerrahi) kullandıkları gibi, uygun durumlarda tümör embolizasyonu, radyo dalgalarıyla organ çıkarma ve dondurarak operasyon (kriyocerrahi) gibi cerrahi olmayan yaklaşımlar da uygularlar. Liv Hospital Cerrahi Kliniği  karaciğer kanseri tedavisinde ilaçlarının doğrudan karaciğere verilmesi gibi yeni yöntemler dahil olmak üzere, yeni kemoterapi yaklaşımlarına da öncülük yapmaktadır. Patolog ve radyologlarımızın araştırmaları, tanısal ve hastalığın seyriyle ilgili yaklaşımlarda ilerlemelere yol açmıştır.

Son derece deneyimli uzmanlarda oluşan ekibimiz tedavide geleceğin cerrahisi olan robotik cerrahiyle hastaların normal hayatına en kısa sürede dönmelerini sağlamakta ve klasik yöntemlerle yapılan ameliyatlarda görülme oranı yüksek olan enfeksiyon ve kanama riskini azaltmaktadır.

kolorektal cerrahisi bölümü

KOLOREKTAL CERRAHİ ALANINDA TÜRKİYE’NİN İLK MÜKEMMELLİYET MERKEZİ 

Liv Hospital uluslararası tarafsız bir komisyon Surgical Review Corporation (SRC) tarafından yapılan zorlu denetimden hatasız geçerek, kolorektal cerrahi alanında “Mükemmeliyet Merkezi Akreditasyonunu” (Center Of Excellence) tamamlayarak eş yetkilendirildi. Dünyada çok az sayıda kurum tarafından alınabilen Center Of Excellence Akreditasyonu,  ilgili kurum tarafından ABD dışında ilk defa, bir kuruma verildi. 

Neden Mükemmeliyet Merkezi?

 Öncelikle ilgili alanlardaki hekimin, yeterliliği, spesifik çalışmaları, dünya kriterleriyle eş değerde ve sayıda hastayı tedavi etmesi, komplikasyon, yeniden yatış, klinik verilerin analiz ve fonksiyonel sonuçlarının akredite olmuş kurumlarla eş değer olduğunun, denetleyici heyete kanıtlanması gerekiyor. Ayrıca denetimde hasta tedavi protokollerinin, diğer disiplinlerle yapılan ortak toplantılarla karar alınarak belirlendiği, bakım hizmetleri ve sonuçlarının bir bütün içinde olduğu, geçmişten geleceğe planlanarak oluşturulduğu kanıtlamak zorunda. Kurumsallaşma ve tedavi çıktılarının belli bir kalitenin üzerinde olması da temel başvuru kriterleri arasında yer alıyor. 

Liv Hospital cerrahlarının gerçekleştirdiği vaka sayıları ve komplikasyon oranları, yeniden yatış, yeniden ameliyat, komplikasyon oranları, eğitim ve yeterlilikleri, düzenli olarak yaptıkları sempozyum ve eğitimler, hekimden hemşiresine kat görevlisinden yardımcı sağlık personeline kadar ilgili kişilerin görev, yetki ve sorumluluklarının değerlendirilmesi, doğru konsültasyon ve ekipman, anestezi ve cerrahi süreçlerin güvenliği, enfeksiyon kontrolü, güvenli ilaç kullanımı, hasta odaları, acil servis, muayene odaları, klinik bakım standardı protokolleri, onam formları, kurumsal adanmışlık ve destek grupları ve bina güvenliğine kadar pek çok alanda mercek altına alınarak sıkı bir denetimden geçti. 
Kolorektal cerrahide; ilgili hekimlerin yeterliliği, belgelendirilerek gerçekleştirilen ameliyatların sayısı, komplikasyon oranları, sağ kalım oranları, enfeksiyon oranları uluslararası standartlarda veya daha iyi olmak zorunda. 

Kolorektal Kanser Tedavisinde Robotik Cerrahi Üstünlüğü

Liv Hospital Genel Cerrahi Kliniği’nde, sindirim sistemi kanserleri olarak bilinen, kolorektal kanserlerde robotik cerrahi ile hastalara daha fazla konfor, güvenlik, kolaylık ve daha hızlı iyileşme fırsatı sunuluyor. Prof. Dr. Oktar Asoğlu önderliğinde uzman ve deneyimli ekipler, robotik cerrahi teknolojisini en üst düzeyde kullanıyor.

Özellikle sindirim sistemi kanserlerinin radikal tedavisinde  Prof. Dr. Oktar Asoğlu önderliğinde yüz güldürücü ve başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Robotik cerrahinin teknolojik üstünlüğü ve deneyimli ekibimizin uluslar arası düzeyde verdiği tedavi hizmeti, kliniğin tercih edilme sebepleri arasındadır. Laparoskopi ve robotik cerrahi sayesinde hastaların ameliyat sonrası  ağrıları ve hastanede kalış süreleri oldukça azalmıştır.

Robotik cerrahi aşağıdaki avantajlara sahiptir;

  • Enfeksiyon riskini azaltır
  • İyileşme sürecini hızlandırır, hastanede kalış süresini kısaltır
  • Kanama riskini azaltır.
  • Kanser kontrolünü hızlandırır. Robotik Cerrahide ameliyat sonrası iyileşme hızlı olduğundan radyoterapi veya kemoterapiye ihtiyaç duyulacak hastalarda tedavide gecikme olmamaktadır.
  • Ağrı gelişme riskini azaltır, ağrı kesicilere olan ihtiyacı azaltır.
  • Daha küçük yara izi nedeniyle kozmetik üstünlük sağlar
  • Kişinin normal hayatına daha hızlı dönüşünü sağlar.
  • Kan nakline olan ihtiyaç azalır.
  • Daha az komplikasyon gelişir.

KOLON VE REKTUM KANSERLERİ

Kolon (kalın bağırsak)ve rektum (kalın bağırsaktan sonra gelen kısım) kanseri Birleşik ABD’de en sık görülen ikinci kanserdir. Yılda 140.000 yeni vaka ile karşılaşırken, yılda ortalama 60.000 kişi kolon ve rektum kanserleri sebebi ile ölmektedir. Erken evrede yakalanan kolon ve rektum kanserleri yüksek başarı ile tedavi edilebilmektedir. 

        

        

laparoskopik cerrahi ünitesi

Laparoskopik Cerrahi

Laparoskopik ya da minimal invaziv teknik ya da halk arasındaki bilinen tabiriyle kapalı yöntem cerrahi, cerrahinin özel bir uygulama alanıdır. Geçmişte kadın hastalıklarının cerrahisinde uygulanmaya başlanan laparoskopi, gelişen teknoloji ile beraber safra kesesi, pankreas, karaciğer, mide ve bağırsak ameliyatlarında da kullanılmaya başlanmış ve giderek dünyada yaygın hale gelmiştir. Açık cerrahide, karın içine ulaşabilmek için karını boydan boya kaplayan bir kesi yapmak gerekiyordu. Laparoskopik (kapalı) teknikte ise 0,5-1 cm boyutunda birkaç kesi ile ameliyatlar tamamlanabilir. Port yerlerinden karın içine girilen kanüller trokar olarak adlandırılır.

Trokarlardan karın içerisini görmeye yarayan kamera ve bu teknikler için özel geliştirilmiş birçok alet karın içine sokularak ameliyatlar tamamlanır. Görüş kolaylığı sağlamak için karın içerisi karbondioksit gazı ile şişirilerek genişletilir. Bu sayede karın içi organlar birbirilerinden uzaklaşır ve ameliyat yapabilecek boşluk bir saha elde edilir.

Kameradan gelen görüntüler video monitörlerince ameliyathaneye aktarılır. Ameliyat esnasında cerrah monitörde, karın içerisinden ulaşan görüntüleri izler. Bu sistem cerrahın geleneksel yöntemlerle yapılan birçok ameliyatı çok daha küçük kesilerle yapabilmesini sağlar.

Laparoskopik ve robotik cerrahi ne kadar güvenlidir?

Bu yöntemler tecrübeli ellerde en az açık cerrahi kadar güvenlidir. Birçok bağırsak ameliyatında anesteziye bağlı (çok daha az olmakla beraber), kanama ve enfeksiyöz komplikasyonları gerçekleşebilmektedir. Ayrıca hastanın sağlık durumu, genel performansı komplikasyonlara sebebiyet verebilmektedir. Herhangi bir ameliyat öncesi cerrahınızla muhtemel olabilecek her türlü riski konuşmalısınız.

Laparoskopik ve robotik cerrahinin avantajları nelerdir?

Bu yöntemlerde karnın tamamen açılarak ameliyat yapılması ile aynı kalitede onkolojik sonuçlar elde edilir.
Ağrı ve ameliyat sonrası bazı bedensel fonksiyonlarda bozulma gibi sorunlar çok daha az oranda görülür, hasta memnuniyeti açısından daha iyi sonuçlar verir.
Ameliyatın küçük deliklerden, kamera yardımı ile yapılması; genel inanışın aksine açık cerrahiden çok daha net ve detaylı bir görüş alanı sağlanarak ameliyatın çok daha az doku travmasına sebep olarak tamamlanmasına olanak sağlar. Daha az doku travması ile yapılmış ameliyat, daha iyi onkolojik sonuçlar elde edilmesi demektir.
Ameliyat sonrası iyileşme açık cerrahiye göre çok daha hızlı olmaktadır. Bu hastanede daha kısa süre kalış, hastanın daha çabuk ayağa kalkması anlamına da gelir.
- Ameliyat sonrası hastalar daha az ağrı duyar.
- Karına yapılan kesi alanı küçüldükçe, ameliyat sonrası görülen cerrahi alan enfeksiyonu daha az görülür.
- Açık cerrahiye göre daha iyi kozmetik sonuçları olabilir.

meme cerrahisi bölümü

Liv Hospital, meme kanserinde erken tanının hayati öneminden yola çıkarak mamografi, ultrasonografi, MRI ve meme PET uygulamalarıyla güçlü bir tanı teknolojisi kullanmaktadır. Liv Hospital Meme Cerrahisi Kliniği’nde kanser olgularına ve diğer meme hastalıklarının tanı ve tedavisine multidisipliner bir bakış açısıyla yaklaşılmaktadır.

Deneyimli Uzman Kadro ve Üstün Teknoloji

Liv Hospital Meme Cerrahisi Kliniği’nde meme hastalıklarının tedavisinde meme cerrahisi, medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi, psikoloji gibi farklı bölümlerinden uzmanlar son teknolojik tedavi yöntemlerini kullanarak tedaviye birlikte karar vermektedir. Ayrıca hastaya en uygun tedavi protokolü tümör konseyinde de güncel yaklaşımlar ele alarak belirlemektedir.

Türkiye’de bir ilk; MEME PET

Liv Hospital Meme Kliniği’nde meme kanseri tanısı alan hastalar ameliyat öncesinde mamografi ve ultrasonografik değerlendirmelerinin yanı sıra tıbbi gereklilik halinde Meme MR, PET-CT ve Türkiye’de sadece Liv Hospital’da bulunan Meme PET (PEM – Pozitron Emisyon Mammografi) sistemi ile değerlendirilmektedir. 1.6 mm’ye kadar küçük boyutlardaki lezyonları bile gösterebilen Meme PET diğer görüntüleme yöntemlerine kıyasla daha yüksek duyarlılıkta bulgular sunmaktadır. Ayrıca metal implantı olan veya klostrofobik hastalarda, obez veya kifozlu hastalarda MR, mamografi gibi diğer görüntülemelerin yapılamadığı durumlarda da rahatlıkla yapılabilmektedir.

Kişiselleştirilmiş Kanser Tedavisi

Hastanın genetik özellikleri, tümör özellikleri, yaşı ve cinsiyeti gibi tüm özellikleri tedavi için büyük önem taşımaktadır. Liv Hospital Meme Cerrahisi Kliniği’nde tüm bu özellikler göz önünde bulundurularak hastalar farklı disiplinlerden doktorlar tarafından değerlendirilerek kişiye özel tedavi protokolü uygulanmaktadır. Klinikte gerçekleştirilen aile taraması ile kanser riski altındaki aile bireyleri belirlenmektedir.

İleri Meme Cerrahisiyle Bütüncül Yaklaşım

Liv Hospital Meme Cerrahisi Kliniği’nde ileri meme cerrahisi uygulamalarının yanı sıra radyoloji birimi işbirliğiyle tru-cut biyopsi, vakum biyopsi, ultrason ya da mamografi eşliğinde kitle işaretlenmesi ve çıkartılması gibi yöntemler hastaların klinik durumlarının gerekliliğine göre uygulanmaktadır.

 

obezite ve metabolik hastalıklar cerrahisi bölümü

LIV HOSPITAL OBEZİTE CERRAHİSİ ALANINDA MÜKEMMELİYET MERKEZİ SERTİFİKASI ALDI

Liv Hospital uluslararası tarafsız bir komisyon Surgical Review Corporation (SRC) tarafından yapılan zorlu denetimden hatasız geçerek, obezite cerrahisi alanında “Mükemmeliyet Merkezi Akreditasyonunu” (Center Of Excellence) tamamlayarak eş yetkilendirildi. Dünyada çok az sayıda kurum tarafından alınabilen Center Of Excellence Akreditasyonu,  ilgili kurum tarafından ABD dışında ilk defa, bir kuruma verildi.

Neden Mükemmeliyet Merkezi?

Öncelikle ilgili alanlardaki hekimin, yeterliliği, spesifik çalışmaları, dünya kriterleriyle eş değerde ve sayıda hastayı tedavi etmesi, komplikasyon, yeniden yatış, klinik verilerin analiz ve fonksiyonel sonuçlarının akredite olmuş kurumlarla eş değer olduğunun, denetleyici heyete kanıtlanması gerekiyor. Ayrıca denetimde hasta tedavi protokollerinin, diğer disiplinlerle yapılan ortak toplantılarla karar alınarak belirlendiği, bakım hizmetleri ve sonuçlarının bir bütün içinde olduğu, geçmişten geleceğe planlanarak oluşturulduğu kanıtlamak zorunda. Kurumsallaşma ve tedavi çıktılarının belli bir kalitenin üzerinde olması da temel başvuru kriterleri arasında yer alıyor. 

Liv Hospital cerrahlarının gerçekleştirdiği vaka sayıları ve komplikasyon oranları, yeniden yatış, yeniden ameliyat, komplikasyon oranları, eğitim ve yeterlilikleri, düzenli olarak yaptıkları sempozyum ve eğitimler, hekimden hemşiresine kat görevlisinden yardımcı sağlık personeline kadar ilgili kişilerin görev, yetki ve sorumluluklarının değerlendirilmesi, doğru konsültasyon ve ekipman, anestezi ve cerrahi süreçlerin güvenliği, enfeksiyon kontrolü, güvenli ilaç kullanımı, hasta odaları, acil servis, muayene odaları, klinik bakım standardı protokolleri, onam formları, kurumsal adanmışlık ve destek grupları ve bina güvenliğine kadar pek çok alanda mercek altına alınarak sıkı bir denetimden geçti.

Neden Liv Hospital Obezite Cerrahisi?

Obezite cerrahisinde ilgili hekimlerin yeterliliği, belgelendirilerek gerçekleştirilen ameliyatların sayısı, komplikasyon oranları, sağ kalım oranları, enfeksiyon oranları uluslararası standartlarda veya daha iyi olmak zorunda. 

Obezite vücutta aşırı yağ dokusunun birikmesidir ve çağımızın en önemli hastalıklarındandır. Obezite, hem kronik hastalıklara hem de hem hayat konforunda kayıplara neden olan önemli bir halk sağlığı problemidir. Her yolu deneyip bir türlü zayıflayamayan kişiler için obezite cerrahisi önemli bir seçenektir. Obezite cerrahisi günümüzde obezitenin tedavisinde en etkili yöntemdir ve uzun dönemde sonuçları çok başarılıdır. Liv Hospital’da uygulanan, obezite cerrahisi ile hasta konforu ve komplikasyon açısından son derece yüz güldürücü sonuçlar alınabiliyor.

Kimler obezite ameliyatı olabilir?

  • 18-65 yaş arası olanlar
  • Vücut kitle indeksi 40'ın üzerinde olanlar
  • Vücut kitle indeksi 35-40 arası olup ek olarak kilolara bağlı yandaş hastalık olanlar (Hipertansiyon, diyabet, uyku apnesi, kalp yetmezliği vs.)
  • Kilo vermek için diğer tedavi yöntemlerini deneyip başarısız olanlar
  • Ameliyatı ve anesteziyi kaldırabilecek durumda olanlar.

Kimler ameliyat olamaz?

  • Ciddi tedavi altında olmayan psikiyatrik sorunu olanlar
  • Madde veya alkol bağımlılığı olanlar
  • Ameliyat sonrası diyet konusunda gerekli hayat stili değişikliği yapamayacak hastalar
  • Anestezi almaya engel olacak hastalığı olanlar.

Vücut kitle indeksi kategorileri:

18.5-25........Normal kilolu 
25-30......... Aşırı kilolu 
30-35......... Obez (klas 1) 
35-40......... Obez (klas 2) 
40-50......... Morbid obez
>50............ Super obez

Obezite ameliyatları

Bütün obezite ameliyatları laparoskopik yöntemle yani karın açılmadan karna açılan ufak deliklerden yerleştirilen aletlerle yapılır. 

Obezite ameliyatları etki mekanizmasına göre 2 gruba ayrılmaktadır:

1. Kısıtlayıcı ameliyatlar

            a. laparoskopik ayarlanabilir mide bandı

            b. tüp mide (sleeve gastrektomi) ameliyatı

2. Emilim bozucu ameliyatlar

            a. gastrik bypass, mini gastrik bypass

            b. duodenal switch, SADI-S

Laparoskopik ayarlanabilir mide bandı

Bu yöntemde midenin üst kısmına bir kelepçe şeklinde silikon bir mide bandı yerleştirilmektedir. Band cilt altında bir porta bağlanmakta ve ihtiyaca göre bu port yardımı ile bandın genişliği ayarlanmaktadır. Teknik olarak daha basittir, yan etkisi azdır. Fakat kilo verdirmesi diğer yöntemlere göre daha azdır. Diğer ameliyatlara çevrilebilir.

Tüp mide (Sleeve gastrektomi)

Bu yöntemde midenin %75'i çıkarılmakta ve geride tüp şeklinde bir mide kısmı kalmaktadır. Kilo verdirmesi mide bandına göre daha iyidir. Anatomi bozulmadığı için vitamin ve mineral eksikliği nadiren gelişir ve hayat boyu vitamin-mineral takviyesine gerek kalmaz.

Gastrik bypass, mini-gastrik bypass

Yemeyi kısıtlayıcı ve aynı zamanda emilimi engelleyici bir ameliyattır. Kilo verdirme etkisi ve obezitenin yandaş hastalıklarından kurtarma etkisi diğer yöntemlere göre daha iyidir. Tip 2 diyabetik hastalarda diyabetlerinden %85-90 oranında kurtulurlar. Yan etki oranı diğer yöntemlerden daha fazladır. Hayat boyu vitamin mineral takviyesi gerekebilir. Mini gastrik bypass, gastrik bypass ameliyatının basitleştirilmiş şeklidir. Uygulaması daha kolaydır ve gastrik bypass kadar etkili olduğu gösterilmiştir.

Duodenal switch, SADI-S

Duodenal switch ameliyatında emilim bozukluğu daha fazladır. Tüp mide ameliyatı yapılır ve ince barsağın son 75-100 cm’i kullanılacak şekilde yer değişikliği yapılır. Obeziteye bağlı yandaş hastalıkları en iyi düzelten ameliyattır. Ama yan etki diğer ameliyatlara göre daha yüksektir. Hayat boyu vitamin ve mineral takviyesi gerekebilir, hastalarda ishal, protein eksikliği görülebilir. SADI-S ameliyatı duodenal switch ameliyatının basitleştirilmiş şeklidir, ameliyat süresi daha kısadır.

Tüp mide ameliyatı olan hastalarımızın hikayelerini izlemek için;

     

 

     

 

     

periferik damar cerrahisi/ varis tedavi ünitesi

Periferik damar cerrahisi bölümü

Bacaklara veya kollara giden atar damarlarda meydana gelen tıkanma sonucu ortaya çıkan Periferik Arter Hastalığı, toplumda sık görülen bir tablodur. Yaş arttıkça görülme oranı artan bu hastalık, tedavi edilmediğinde uzuv kaybına yol açabilir. Tanısı fizik muayene ile konabilir. İleri tetkikler için Liv Hospital tüm teknolojik imkanları sunmaktadır.

Varis tedavi ünitesi

Günümüzde özellikle kadınların en sık problemlerinden biri olan bacaklardaki varisler, estetik kaygılar veya bacaklarda yarattığı ağrı ve şişlik nedeniyle tedavi edilebilen bir rahatsızlık. Varis tedavisi için kullanılan pek çok yöntem var. Açık cerrahi, lazer veya radyofrekans ablasyon ile girişim ve köpük tedavisi kullanılan tedavilerin başında geliyor. Liv Hospital bu yöntemlerin tümünü kullanarak hastalarına hizmet veriyor.

Varisi olan hastalarda sık görülen şikayetler arasında akşam saatlerine doğru artan bacaklarda ağrı, şişlik, kaşıntı, ağırlık hissi, ayak tabanlarında yanma ve gece artan kramplar yer almaktadır. Bu şikayetler kişinin hayatını olumsuz yönde etkiler ve hayat kalitesini bozar. İş performansını düşürür. Özellikle kadınlarda kozmetik endişelerle kıyafet seçiminde etkili olur. Varisi olan kadınlar pantolon giyerek veya kozmetik ürünlerle bacaklarını kapatmaya çalışır.

Tanı

Tanı fizik muayene ile konulur. Renkli doppler ultrasonografi bu muayenenin vazgeçilmez bir parçasıdır. Bu test hastaya yük getirmeyen, ağrı vermeyen bir görüntüleme yöntemidir.

Tedavi Yöntemleri

Bacak damarlarında belirginleşme olan kişilerin beşte birinde damarda kaçak olabilir. Bu kaçak, damarların içindeki kapakçıkların yetersizliği sonucu oluşur. Bu kaçağı ortadan kaldırmanın yolları farklı olabilir.

Açık ameliyatı: Kasık ve diz altından ufak bir kesiyle damarın iki ucu bulunur. İçinden bir tel geçirilir ve tel çekilir. Böylece damar kopartılarak uzaklaştırılmış olur.

Lazer tedavisi: Kaçak olan damarın içine ultrason eşliğinde lazer katateri yerleştirilir. Damar lazer enerjisiyle yakılır.

Radyofrekans ablasyon: Kaçak olan damarın içine bu kez radyofrekans katateri yerleştirilir. Damar radyofrekans enerjisiyle kapatılır.

Bacakta beliren damarlar için en sık uygulanan yöntemler:

Skleroterapi: Sıvı veya köpük şeklinde olabilir. Damar içine enjekte edilen madde damarın iç duvarını yakar ve damarın kapanmasını sağlar. Böylece beliren damarlar ortadan kaldırılır.Skleroterapi sonrası ilk günlerde yüksek basınçlı çoraplarla veya bandajlarla hasta eve gönderilir. Sonrasında çorap kullanımının en az üç hafta olması işlemin başarı şansını arttırır. Doppler ultrasonografide damarlarda geri kaçış tespit edilirse hasta ile hekim konuyu ayrıntısı ile tartışmalı ve girişimin getirisi-götürüsü, riskleri ve hastanın beklentileri konusunda ayrıntılı konuşmalıdır. Girişim yapılmayan hastalar her gün düzenli varis çorabı giymelidir.

Lazer tedavisi: Dışarıdan lazer uygulamasıyla bacaklarda beliren damarlar ortadan kaldırılır.

 

 

Uzmanlarımıza Sorun
Uzmanlarımıza Sorun
İsim Soyisim(*) :  
Telefon(*) :  
Şehir :
E-mail(*) :  
Mesajınız(*) :  
Rapor Gönder :
Güvenlik :
Top