Türkçe    English   русский 

şifremi unuttum

Şifremi Unuttum

sağlık köşesi

Çalışan Kalbe de ByPass Ameliyatı Yapılabiliyor

24 Kasım 2016

Kalp damar hastalıkları tedavisinde son zamanlarda uygulanan çalışan kalpte by pass ameliyatları hasta konforu açısından çok önemli avantajlar sağlıyor. Normalde bypass ameliyatları sırasında kalp durduruluyor, akciğerler söndürülüyor, bu sırada da kalp akciğer pompası denen sisteme bağlanarak operasyon gerçekleştiriliyor. Çalışan kalpte bypass yönteminde ise, kalp akciğer pompası kullanılmıyor. Damarın olduğu bölge sabitlenerek bypass ameliyatı gerçekleştiriliyor. Kalp durdurulmadığı için çalışan kalpte bypass’ta emboli riskinin daha düşük olduğunu ve akciğer, böbrek gibi hayati organların operasyondan daha az etkilendiğini söyleyen Liv Hospital Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Özkara çalışan kalpte bypass’la ilgili merak edilenleri anlattı.

Çalışan kalpte bypass nedir?

Normalde bypass ameliyatları kalp durdurularak ve akciğerler söndürülerek yapılır. Bu esnada vücut kalp akciğer pompası denen bir sisteme bağlanır ve operasyon gerçekleştirilir. Kalp ameliyatları 30 senenin üzerinde bu şekilde güvenle yapılıyor. Ancak bu yöntemle bazı komplikasyonların oluşma riskleri artıyor. Çalışan kalpte bypass yöntemi ise, kalp akciğer pompası kullanılmadan bypass ameliyatlarının gerçekleştirildiği bir yöntemidir. Durdurulmuş kalpte bypass yapmak teknik olarak daha kolay bir yöntemdir. Çalışan bir kalpte bypass gerçekleştirmek özel stabilizatörlerin yardımıyla gerçekleştirilir. Damarın olduğu bölge sabitlenir ve bypass ameliyatı yapılır. Ancak atan kalpte bypass tecrübeli bir ekip tarafından klasik bir bypassta olduğu gibi yüksek başarı oranlarında yapılabilir. Kalbi durdurmadan bypass yöntemi, özellikle kalp gücü zayıflamış yüksek riskli hasta grubu için tercih edilen bir yöntem olarak gündeme girmiştir. Ancak kalp ameliyatının yüksek riskli olduğu bu hastalarda başarılı sonuçlar alınınca, standart bypass ameliyatlarında da başarılı bir şekilde uygulanabileceği düşünülmüştür. Günümüzde özellikle tecrübeli ekipler tarafından sıklıkla tercih ediliyor.

Her hastaya uygulanabilir mi?

Bypass ameliyatı olacak her hastaya teorik olarak uygulanabilir. Ancak bazı durumlarda ameliyat sırasında kalp akciğer pompası kullanma zorunluluğu doğabilir. Bypass ameliyatı ile birlikte hastanın aort kapağı, mitral kapağı ya da aort damarına müdahale edilecekse kalp akciğer pompasının kullanımı gereklidir. Atan kalpte bypass ameliyatları gerek anestezi gerekse cerrahlar için özel kurallar gerektiren bir ameliyattır ve bu konuda tecrübeli ekipler tarafından uygulandığında başarı oranları oldukça yüksektir.

Çalışan kalpte bypassın avantajları nelerdir?

•    Kalp durdurulmadığı ve aort damarı manipule edilmediği için bu ameliyatlarda emboli riski daha düşüktür. 
•    Beyin, akciğer ve böbrek gibi hayati organlar operasyondan daha az etkilenir. 
•    Kanama sorunları bu hastalarda daha az görülür. 
•    Hastalar daha hızlı bir şekilde toparlayabilir ve hastanede daha az kalabilir.

Robotik kalça protezi ameliyatı: MAKOplasty

20 Nisan 2017

Dejeneratif eklem hastalığı nedir?

Dejeneratif eklem hastalığı (DEH), kalça ekleminde yaygın kıkırdak hasarına bağlı gelişen artrit ‘kireçlenme’ durumudur. 

Farklı tipleri mevcuttur.

• Bilinen bir sebebi olmayan, eklem kıkırdağının zamanla aşınması durumu 'Primer Ostroartrit'
• Ciddi kırık veya çıkık sonrası gelişen 'Travmatik Artrit'
• Romatoid artrit ya da ankilozan spondilit gibi romatizmal hastalıklara bağlı gelişen 'Enflamatuar Artrit'
• Mikrobik eklem iltihaplarına bağlı gelişen 'septik artrit'
• Femur kemiğinin baş kısmında kan akımının bozulmasına bağlı gelişen 'Avasküler Nekroz'
• Doğuştan kalça çıkığı gibi kalça eklemini oluşturan kemiklerin deformasyonuna bağlı gelişen 'Displazik Artrit'


 
 

Semptomlar nelerdir?
 
Kalçadaki dejeneratif eklem hastalığının en yaygın semptomu ağrı ve hareket kısıtlığıdır. 

Ağrı 4 yerde oluşabilir

• Kalçanın etrafı
• Kasık
• Belin alt kısmı
• Uyluktan dize kadar olan bölüm
 
Ağrının sebebi nedir?
 
Ağrının nedeni kıkırdaktaki aşınmadır.

Kıkırdak aşındığında altındaki kemik dokusu açığa çıkar.

Kemik dokusunda oluşan ödem ve hareketle meydana gelen temas, ağrı ve hareket kısıtlığına neden olur.

Dejeneratif eklem hastalığı nasıl tedavi edilir?

 Dejeneratif eklem hastalığı ilerleyici bir durumdur. Tedavinin başlangıcında ağrı kesici ilaçlar, egzersiz ve fizik tedavi yöntemleri kullanılır. Bu tedavilerle ağrının geçmediği aşamada cerrahi yöntemle eklem yüzlerinin değiştirilmesi gerekir.

Total Kalça Protezi nedir?

Eklemlerdeki protez uygulaması genel olarak, dejenere olmuş eklem yüzeylerinin özel yapılmış suni materyallerle değiştirilerek, eklemin bozulan fonksiyonlarının tekrar kazandırılmasını ve ağrıların ortadan kaldırılmasını amaçlayan bir cerrahi metodudur. Kalça protezi ameliyatında, çeşitli nedenlerle hasar görmüş eklem yüzleri, metal zeminler arasına yerleştirilen seramik veya polietilen parçalarla değiştirilir. Eklemin sadece uyluk kemiği (Femur) kısmı değiştirilirse parsiyel (yarım), leğen kemiğindeki karşılığı olan asetebulum da değiştirilirse total (tam) protez olarak isimlendirilir. Dejeneratif eklem hastalığında uygulanan 'Total Protez'dir.
 
MAKOplasty® nasıl yardımcı olur?
 
MAKOplasty®, protez ameliyatlarında yenilikçi ve çığır açan bir metottur. RIO* robotik kollu interaktif ortopedi sistemi ile güçlendirilmiş MAKOplasty®, cerrahın hastaya özel boyuttaki protezi seçmesi ve en uygun şekilde konumlandırmasına imkan sağlar. Ameliyat esnasında robotik kol protezin leğen kemiğindeki yuvasının hazırlanmasında ve parçaların konumlandırmasında cerraha kılavuzluk eder. Gerçek zamanlı bilgiler ve görüntüler cerrahın implantı doğru ve kesin olarak yerleştirdiğini bilmesini ve kontrol etmesini sağlar.
 
MAKOplasty® nasıl çalışır?
 
Cerrah, ameliyatı planlamak için kişinin anatomisine özgü modelden elde ettiği bilgilerle RIO yazılımını kullanır. Ameliyat sırasında yazılım implantın en uygun şekilde konumlandırılması ve hizalanması için gerçek zamanlı bilgiler sağlar. Robotik kol soketinin hazırlanması ve implantların yerleştirilmesine kılavuzluk etmek için kullanılır.
 
MAKOplasty® avantajları nelerdir?
 
• Ameliyat öncesi kişiye özel planlama yapılması
• Hastanın vücut yapısına tam uyumlu protez parçalarının ameliyat öncesinde belirlenmesi
• Daha ufak bir kesi ile ameliyatın gerçekleştirilmesi
• Ameliyat sırasında çevre dokularda minimum hasar meydana gelmesi
• Ameliyat sonrasında daha küçük bir yara izi oluşması
• Ameliyat sırasında protez parçalarının en ideal şekilde yerleştirilmesi
• Ameliyat sonrası ağrılı dönemin daha kısa olması
• Ameliyat sonrası daha kısa hastanede kalma ve iyileşme süresi
• Ameliyat sonrasında kalçanın daha doğal hissedilmesi
• Maksimum ve güvenli kalça hareketlerinin sağlanması
• Ameliyat sonrası bacaklar arasında boy farkı olma riskini en aza indirmesi
• Protezde zaman içerisinde daha az aşınma ve gevşeme oluşması

Yapay Mesane Sosyal Hayattan Koparmıyor

17 Nisan 2017

Erkeklerde dördüncü sıklıkta görülen mesane tümörleri (İdrar Kesesi Tümörleri), Mesane (idrar kesesi) kanseri, mesanenin duvarını oluşturan dokulardan kaynaklanan kötü huylu tümörlerdir. Sık sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma, kanama, idrar kaçırma, ani sıkışma, gibi belirtilerle kendini gösterir. Mesane kanserinin bazı türlerinde hastalığın yegane tedavisi mesanenin (idrar kesesi) çıkarılması ile sağlanabilir. Hasta mesanenin alınması gereken durumlarda bu ameliyatı geciktiriyorlar, bunun en önemli sebebi de torba taşıyacak olmaları. Ancak böyle bir şeyin olmayacağını bildiklerinde ameliyat kararını çok daha erken veriyorlar, buda hastalıktan kurtulma oranını büyük ölçüde artırıyor. Bağırsaktan mesane (yapay mesane) yöntemi hastaların daha konforlu hayat sürmeleri için, normal idrar deliğinden idrar yapabilmelerini sağlayan bir ameliyattır. En önemli avantajı hayat kalitesini düşürmemesi ve sosyal olarak kabul edilebilir olmasıdır” diyor. Prof. Dr. Tahir Karadeniz mesane kanseri tedavisini anlattı.

•    Mesane (İdrar Kesesi) kanseri sebepleri nelerdir? 

Mesane, idrar kesesi diye isimlendirilen her iki böbrekten idrar yolları (üreterler) vasıtası ile gelen idrarı depolayan küreye benzeyen bir organdır. Bu organın iç yüzeyinden kaynaklanan kötü huylu tümörlere mesane (idrar kesesi) kanseri denir. Mesane kanseri, erkeklerde kadınlardan daha fazla görülür. Bilinen nedenlerin başında sigara ve bazı fabrika çalışanlarında kimyasal maddelerle temas gelir.

•    Belirtiler nelerdir?

En önemli belirtisi idrardan ağrısız kanama olması ve pıhtıların gelmesidir. Bunun dışında kanserin tiplerine bağlı olarak devamlı ağrılı idrar, devamlı idrar yaparken sonuna doğru yanma tabir edilen şikayetler de görülür. Bazen bu kanama gözle görülmeyebilir ama idrar tahlilinde rastlanır.

•    Teşhis (tanı) nasıl konur?

Batın ya da Üriner Sistem Ultrasonografisi ile çoğu zaman mesanede kitle teşhisi kolayca konabilir, ayrıca damardan ilaç verilerek yapılan üst ve alt batın BT (Bilgisayarlı Tomografi) ile de tanıya gidilebilir. Ancak bazen bu tetkiklerle kesin bir şey söylenemez ise o zaman teşhis kameralı videolu bir sistemle idrar kesesine idrar deliğinden girip idrar kesesinin içini görme yöntemiyle konulur. Teşhis konulduktan sonra endoskopik kamera ile Kapalı TUR Tm (Trans Urethral Resection Tm) ameliyatı yapılır. 

•    TUR Tm Ameliyatı nasıl yapılır? 

Genel Anestezi ya da bölgesel anestezi ile yapılabilir. İdrar deliğinden girilerek mesaneye ulaşıp kanserli bölümü mesanenin bütün tabakalarından da örnekler alacak şekilde özel bir elektrikli cihazla keserek çıkartılır. Ameliyattan ertesi gün hasta ayağa kalkar genellikle 2. veya 3. gün idrar sondasını çıkarıp taburcu olur.       

•    Radikal Sistektomi ameliyatı ne zaman gerekir? 

Bu ameliyatta mesane, prostat, alt idrar yollarının bir kısmı, meni keseleri ve civardaki büyük damarlarının etrafındaki lenf dokuları çıkarılır. Eksiksiz yapıldığı takdirde 6-8 saat sürer, ameliyat sonrası hasta gerekirse en az 24 saat yoğun bakımda kalır, ertesi gün odasına alınır. Genellikle 10-14 gün sonra hastaneden çıkarılır.

•    Lenf dokusu çıkarmak ve sayısı neden önemlidir?

Radikal sistektomi ameliyatının belki de en önemli bölümü burasıdır. Lenf dokularını çıkarabilmek özel bir eğitim ve tecrübe gerektirir. Ancak bu ameliyatta ne kadar çok sayıda lenf düğümü çıkarılır ise hastaların yaşam süresi o kadar uzar ve lenf dokularında kanser varlığında ilave kemetorapi için hastalığın gerçekten ne kadar ilerlediği ya da ilerlemediği net biçimde ortaya konabilir.

•    Mesane çıkarıldıktan sonra hastalar nasıl idrar yapar?

En sık kullanılan yöntem "İleal konduit"dir. İki idrar borucuğu (üreterler) 12-15 cm’lik bir ince bağırsak parçasının bir ucuna bağlanır, bağırsak parçasının diğer ucu da karın cildine bağlanır. Üreterlerden (idrar boruları) bu bağırsak parçasına gelen idrar, cilde yapışan bir torbaya dolar ve torba doldukça hastalar torbayı boşaltır. Ortalama 2-3 günde bir cilde yapışan torbanın değiştirilmesi gerekir. Bu eski yönteme önemli bir alternatif "ortotopik mesane" diye adlandırılan yapay mesane (bağırsaktan mesane) yöntemidir. 

•    Bağırsaktan yeni mesane ameliyatı avantajları nelerdir? 

Mesanenin alınması gerekliliği doğmuş ise böyle büyük bir ameliyata hastanın karar vermesi çok kolay olmamakta ve bu gecikme hasta hayatını çok olumsuz etkilemektedir. Bağırsaktan mesane (yapay mesane) yönteminin en önemli avantajı "hayat kalitesini düşürmemesi" ve "sosyal olarak kabul edilebilir olması"dır. Hastaların daha konforlu hayat sürmeleri için, normal idrar deliğinden idrar yapabilmelerini sağlamak için uygulanan bir ameliyattır. Bağırsaklardan bir bölüm ayrılıp küre şekline sokulur ve böbreklerden gelen her iki idrar yolu buna bağlanır, bu yeni mesanenin bir tarafı da penis içi idrar yoluna bağlanır. Ameliyatın 15-18. günleri arası hastanın idrar sondasını çıkarılıp yeni mesaneleri ile idrar yapma eğitimi verilir. İdrar yapmayı öğrenmek yaklaşık 4-5 gün sürer, bu süreç sonunda hastalar yeni mesanelerini tamamen boşaltabilirler.

Safra Kesesi Taşı Kansere Yol Açarmı

07 Mart 2017

Safra kesesi kanseri nadir görülür ancak çok agresif ilerler. En bilinen risk faktörünün safra kesesi polipleri olduğunu söyleyen Liv Hospital Genel Cerrahi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Kürşat Serin “Safra kesesi taşları sebebi ile geçirilen tekrarlayan iltihabi ataklar da kolaylaştırıcı zemin oynayabilir. Taşların kansere sebep olduğunu ispat edecek bilimsel veriler bulunmuyor. Ancak tekrarlayan iltihabi ataklar sebebi ile hücrelerin yapıları bozuluyor ve bu durumun kansere sebep olabileceğinden kuşkulanılıyor. Ayrıca safra kesesi kanseri sebebi ile ameliyat edilen pek çok hastanın safra kesesinde büyük taşların görülmesi de bu kuşkuyu artıran önemli noktalardan” diyor. Safra kesesi ve içerisinde oluşan taşlar gerçekten ne kadar tehlikeli? Liv Hospital Genel Cerrahi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Kürşat Serin anlattı.

 

Safra kesi taşı neden oluşur?

Karaciğerin alt arka kısmına yerleşen küçük bir organ olan safra kesesinin ana görevi karaciğerde üretilip salgılanan safranın depolanması ve ihtiyaç anında on iki parmak bağırsağına boşaltılmasıdır. Özellikle yağlı yemeklerden sonra fazlaca ihtiyaç olan safrayı bağırsağa boşaltır. Safra kesesi içerisinde safra depolanırken bir taraftan da içerisinde ki suyun bir miktarı emilerek yoğun hale getirilir. Safra kesesi kasılmasının yetersiz olduğu, yoğun halde çökelek oluştuğu durumlarda safra çamuru ve taşları gelişir. Nerede ise her 5 kişiden 1’inde safra kesesinde taş veya çamur gelişimi saptanır. Aslında bunlardan 5 hastadan sadece 1’i safra kesesindeki taşlardan haberdardır veya bu taşlar ağrı, hazımsızlık, şişkinlik gibi şikayetlere sebep olur. Bu hastalardan da yıllar içerisinde aslında sadece 5’te 1’inde ağır iltihabi durum gelişir.

 

 

Safra kesesi taşları nelere yol açabilir?

Safra kesesinde taş bulunan hastaların pek çoğu bunu ya kontrollerde ya da başka sebepler ile yapılan tahlillerde tesadüfen öğrenir. Safra kesesindeki taşların en sık oluşturduğu sorun ağrı veya hazımsızlık, şişkinlik ve geğirti hissidir. Safra kesesinde taş bulunanlar için en sık rastlanan risk bu taşların sebep olabileceği bir iltihabi atak geçirmektir ki bazen acil ameliyat gerekecek kadar ciddi olabilir. Yine bu taşlardan birinin safra kesesi kanalını geçerek ana safra kanalında tıkanıklık yapması halinde sarılık gelişebilir ve tedavi daha kompleks hale gelir. Safra kanalına taşların düşmesi halinde öncelikle kanaldaki taşın tedavisine odaklanmak gerekir. Çünkü sarılık sebebi ile ağır karaciğer veya pankreas iltihabı geçirme riski oluşur. Endoskopik yöntem ile öncelikle kanaldaki taş çıkarılmalıdır.

 

Pankreas iltihabı ne kadar ciddidir?

Pankreatit yani pankreas iltihabının ülkemizde en sık sebebi safra kesesi taşlarıdır. Aslında safra kesesinde taş bulunanların sadece yüzde 1-3’ünde pankreatit gelişir. Ancak gelişmesi halinde ciddiye alınmalıdır, çünkü her 3 pankreatit hastasından 1’i bunu yoğun bakımda tedavisi gerekecek kadar çok ağır geçirebilir ve hastayı hayati tehlikeye sokabilir.

 

Safra kesesi ameliyatları nasıl yapılır?

Güncel teknolojik ve tıbbi gelişmeler ile safra kesesi ameliyatları daha konforlu ve kısa sürede yapılabilmektedir. Laparoskopik veya robotik dediğimiz yöntemler ile çok küçük kesiklerden kapalı yöntem ile yapılan safra kesesi ameliyatları sadece 45 dakika sürer. Ameliyatın başarı oranı ise tecrübeli kişilerce yapıldığında yüzde 99’dan yüksektir.

 

Safra kesesi alınanlarda ne gibi problemler ortaya çıkar?

Safra kesesi ameliyatları hasta bir organın tam fonksiyon göstermemesi sebebi ile ortaya çıkardığı sorunları gidermek için yapılır. Yani safra kesesinin alınması sorun çıkarmaz tam aksine hasta organın orada bulunması sorundur. Hayati bir organ olmayan safra kesesinin alınması insan hayatında herhangi bir değişikliğe sebep olmaz.

 

Safra kesesi alınanlar için özel bir diyet gerekir mi?

Safra kesesi hasta olduğu için çoğunlukla yağlı yiyeceklerin ve yumurtanın yasaklandığı hastalar ameliyat sonrası hasta olan safra keselerinden kurtuldukları için nekahat dönemini atlattıklarında kısıtlama olmaksızın dilediklerini yiyebilir. Burada belirleyici olan safra kesesinin yokluğundan çok hastanın beslenme ve bağırsak alışkanlıkları olacaktır. Herkeste olduğu gibi sevmediği veya yediğinde rahatsızlık verdiğini bildiği yiyeceklerden uzak durması gerekir. Öyle ki rahatsızlık hissetmedikleri sürece yumurta dahi yenebilir.

 

Safra kesesi taşları kansere sebep olur mu?

Safra kesesi taşlarının kansere sebep olduğunu ispat edecek bilimsel veriler bulunmuyor. Ancak tekrarlayan iltihabi ataklar sebebi ile hücrelerin yapıları bozuluyor ve bu durum kansere sebep olabiliyor. Safra kesesi taşları sebebi ile geçirilen tekrarlayan iltihabi ataklar da kolaylaştırıcı zemin oynayabilir. Ayrıca safra kesesi kanseri sebebi ile ameliyat edilen pek çok hastanın safra kesesinde büyük taşların görülmesi de bu kuşkuyu artıran önemli noktalardan.

 

Safra kesesi kanserleri neden olur?

Bilinen en agresif ve tedavisi zor, kanser türlerinden biri olan safra kanserleri için en iyi bilinen risk faktörü safra kesesi polipleridir. Safra kesesi içerisinde gelişmiş kabarıklıklar-et benleri olarak tarif edebileceğimiz polipler- tıpkı sindirim sistemimizin başka yerinde gelişen polipler gibi kanser öncüsü olabilir.

 

Kalbin için Hareket Et

07 Mart 2017

Dünyada her yıl 17.5 milyon kişi kalp hastalıkları nedeniyle yaşamını yitiriyor. Vücudumuzun en duygusal organı olan kalp, yaşadığımız tüm duygulardan etkileniyor. Liv Hospital Girişimsel Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu, Türklerde kalp hastalıklarına bağlı ölümlerin yüksek olduğunu söyleyerek, bunun en önemli sebebinin yanlış beslenme ve hareketsiz yaşam olduğuna dikkat çekti. Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu, “Her ne kadar Türklerin genetik olarak kalp hastalığına yatkınlığı olsa da, düzenli yürüyüş yapmamak, sigara içmek, aşırı tuz tüketimi kalp hastalıklarını tetikliyor’’ dedi.

Hipertansiyonunun farkında ol

Kalp hastalıklarının başlıca etkenlerinden biri de hipertansiyon. Hipertansiyon, Türkiye geneline bakıldığında yaklaşık her üç yetişkinden birinde görülüyor. Hem kalp krizi hem de felç riskini arttıran hipertansiyon, diğer yandan kalp yetmezliğine sebep oluyor. Yapılan araştırmaların sonucunda, hipertansiyonu olanların yarısının, hastalığının farkında olmadığını gösteriyor. Bu durumda hipertansiyon da mutlaka farkında olmamız gereken bir risk faktörü.

 

KALBİN İÇİN BUNLARI YAP

•    Günde mutlaka yarım kilo sebze meyve tüketilmesi gerekiyor. Çünkü sebze ve meyveler vücuttaki kötü yağlarla mücadelede ederek, kilo vermemizi de sağlıyor.
•    Katı yağ yerine zeytinyağı tercih edilmeli. Zeytinyağı vücuttaki iyi kolesterolü arttırıyor, kötü kolesterolü azaltıyor.
•    Günde bir bardak Türk kahvesi kalp hastalıklarını azaltıyor. Ancak yüksek tansiyon hastalarının birden fazla Türk kahvesi içmemesi gerekiyor. 
•    Kalp hastalıklarında stres en önemli faktörlerden biri.  Hareketsiz yaşamı etkileyen stres, yanlış beslenmeyi de tetikliyor. Yoga, meditasyon, hafta sonları yapılan doğa yürüyüşleri hem stresi azaltmada hem de kalp açısından fayda sağlıyor. 
•    Günlük hayatta yaşanılan duygu ve olaylar kalbi etkiliyor. Evlilik de bunlardan bir tanesi. Evli insanların kalp krizi geçirme oranları bekarlara göre daha düşük ve yaşam süreleri daha uzun.
•    Yapılan araştırmaya göre siyah çikolata yedikten sonra (Yüzde 85 kakao) özellikle bacak damarlarında daralma ve tıkanma olan hastaların daha uzun mesafe yürüyebildikleri ve ağrılarını azaldığı kanıtlanmıştır.
•    Mümkün olduğunca az tuz tüketin, sadece yemek pişirirken tuzu kullanın. 
•    Her gün düzenli olarak yarım saat doğa yürüyüşü yapın. Asansör yerine merdiven kullanın ve spor yapın.

 

Kimler Hangi Sporu Yapmamalı

07 Mart 2017

Günümüz yaşam tarzı ve endüstrileşmenin getirdiği çalışma şartları insanları daha hareketsiz bir yaşama doğru yönlendiriyor. Hareketsizliğe bağlı gerek kalp gerekse kas iskelet sistemi hastalıkları yaşam sürelerinin de artmasıyla orantılı olarak artış gösteriyor. Bu durumda gerek sağlık personelleri tarafından gerekse sağlık bilinci her gün artan toplum tarafından spor insan sağlığını iyi yönde etkileyecek bir faktör gittikçe olarak popülerleşiyor. Ancak bazı hareketlerin kimi insanlarda sakıncalı olabileceğini unutmamak lazım. Liv Hospital Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Çağatay Öztürk kimlerin hangi sporu yapmaması gerektiğini anlattı.

Spordan önce muayene şart!

Spor konusunda insanların artan isteği, beraberinde spora bağlı rahatsızlarda da artış yaşanmasına neden oluyor. Düzenli olarak spor yapmayı planlayan her yaştaki kişinin öncelikle kalp ve akciğer sistemlerine bir kereye mahsus bile olsa kontrol ettirmesi gerekir. Spor sırasında ortaya çıkacak aşırı efor günlük hayatta normal işleyen sistemi spor sırasında yetersiz hale getirebilir. Bu yapılan genel check up sonrası seçilecek olan spor tipi hastanın ayrıntılı kas iskelet sistemi muayenesi, sporun ne amaçla yapıldığı ve uygulanabilirlik derecesine göre şekillenir.

 

Bel, boyun problemi olanlar ağırlık kaldırmasın

Ciddi bel ve boyun problemi olanlar ağırlık çalışacakları sporlardan uzak durması gerekir. Omurlar arasındaki disklere normalden fazla yük etkisi sağlayan sporlar omurga sağlığı için sakıncalıdır. Bunlara en güzel örnek ağırlık çalışarak yapılan sporlardır. Günümüzde özellikle genç nüfusta bu sporlar gittikçe popülerleşiyor. Ağırlık kaldırılarak yapılan sporların bilinçsiz veya aşırı yapılması ciddi sakatlıklara yol açabilir. Bu tür sporlar sırt ve bel kaslarına aşırı yüklenme içerdikleri için sırt ve bel kaslarını koruyucu spor veya egzersizlerle kombine edilmelidir. Aksi takdirde çok erken yaşlarda kronik bel ve boyun ağrılarının ortaya çıkması muhtemeldir. Omurga sağlığı için önerilen en etkin sporlar yüzme ve pilatestir. Yer çekimi etkisini ortadan kaldırarak tüm sırt ve bel kaslarını çalıştıran, kondüsyonu artıran bu tür sporların öncelikli olarak tercih edilmesi gerekir.

Kalça, diz, ayak bileği sorunluysa futbol, voleybol, basketboldan uzak durun

Kalça, diz, ayak bileği gibi ağırlık taşıyan eklemlerde daha önceden var olan problemleri olanlar kontakt sporu dediğimiz futbol, basketbol, voleybol gibi spor yaptığında var olan sorunun daha da artmasına neden olacaktır. Ağırlık taşıyan eklemlerde mevcut problemler varsa bu eklemleri zorlayıcı sporlar problemin büyümesine neden olur.

Diz ekleminde sorun varsa koşmak ağrıyı artıracaktır

Diz ekleminde menüsküs problemi olan birinin ısrarla koşu içeren spor yapması ağrı yakınmalarını artıracaktır. Bu tür kişilerin spor programlarını yaparken diz eklemini daha az kullanacakları alanlara yönlendirilmesi gerekir. Bu yönlendirme bilinçli spor hocaları ve sporcu sağlığı alanında uzman ortopedi uzmanları tarafından yapılmalıdır. Hangi sporun hangi eklemi normalden fazla çalıştıracağı önceden değerlendirilip hastaya özel bir spor programı oluşturulmalıdır.

Belde ağrı varsa fitness yerine yüzün, pilates yapın

Bel problemi yaşayan hastanın fitness gibi sporlar yerine yüzme ve pilatese ağırlık vermesi gerekir.

Omuz problemliyse yüzme konusunda ısrarcı olmayın

Ciddi omuz problemleri olan hastaların yapacağı sporda yüzme konusunda ısrar edilmemelidir. Seçilecek sporun uygulanabilir olması ve mutlaka hastanın kas iskelet sistemi sınırlarını zorlayıcı olmaması, bir plan dahilinde olması gerekir. Düzenli yapılan spora mutlaka düzenli ve kontrollü beslenme de eklenmelidir. Yoksa daha sağlıklı olmak için yapılan spor bir şeyleri düzeltirken başka sistemleri bozabilir. 

 

 

Kemik Sağlığını Korumanın Yolları

07 Mart 2017

Kemiklerimizin güçlü ve sağlıklı kalabilmesi bütün vücut sağlımız için önemli. Kalsiyum, D vitamini, protein gibi besin maddeleri dışında kişinin yaşam tarzı da kemiklerin gelişimi için önem taşıyor. Liv Hospital Ulus Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hilal Yıldız kemik kemik sağlığını korumanın püf noktalarını anlattı.

 

  • Haftada 3 gün düzenli yürüyüş yapın ve hafif ağırlıklarla çalışın. Kas iskelet sisteminin uzun süre sağlıklı çalışması için şart!
  • Kilo almayın. Kilo her konuda sorun yaratabileceği gibi kas iskelet sistemine de zarar verir. Eklemlerin üzerine binen yük ne kadar az olursa o eklem o kadar uzun ömürlü olur.
  • Sigara içmeyin. Sigarada dolaşımı bozduğu için özellikle kıkırdak beslenmesini bozuyor. Kıkırdak problemi yaratabiliyor.
  • Ayak sağlığınıza dikkat edin ve sağlıklı ayakkabılar giyin. Kas iskelet sisteminin en ihmal edilen bölümü ayaklar. Aslında ayak sağlığına çok dikkat etmek gerekiyor. Çünkü vücudu taşıyor. Ve hayat kalitesini direkt etkiliyor. Ayakta oluşacak problemleri hafife almamak ve mümkün olduğunca modası olan değil de sağlıklı ayakkabılar giymek gerekir.
  • D vitamini için güneşten her gün yeteri kadar faydalanın. Bu her gün en az 15 dakika anlamına geliyor. Yeteri kadar C vitamini alın. D ve C vitamini kemik ve eklemlerin uzun ömürlü olması için gerekli vitaminlerdir. Özellikle D vitamini eksikliğine kemik sisteminin tahammülü yoktur.
  • Yeterince yoğurt ve peynir tüketin. Özellikle çocukluktan itibaren hatta ömür boyu yoğurt ve peynir tüketin. Kalsiyum depolarını zamanında ne kadar iyi doldurursak yaşlılıkta o kadar işimize yarar. Kas ve kemik sağlığı için gereklidir.
  • 45 yaşından sonra aşırı spor yapmaktan kaçının. Özellikle sakatlıkların birçoğu orta yaş sonrası yapılan kendini aşırı zorlamayla alakalı oluyor. Bu sebeple aşırı spor yapmaktan, aşırı ağırlıkla çalışmaktan kaçının.

Kas Erimesi Hastası 10 Çocuk Kök Hücre Tedavisi Gördü

21 Şubat 2017

Kök hücre sayesinde kas erimeleri yavaşladı

Hastalıkları aynı, yaşadıkları sıkıntılar ise benzer… Bir proje kapsamında 10 kas hastası çocuk, dört ay boyunca kök hücre tedavisi gördü. Sonuçlar ise yüz güldürücü.

Türkiye’nin dört bir yanından kontrole İstanbul’a gelen kas erimesi hastası çocukların tek dileği var: Kök hücre tedavilerinin devam etmesi… Liv Hospital Rejeneratif Tıp ve Kök Hücre Üretim Merkezi MedCell Sorumlusu Prof. Dr. Erdal Karaöz, kas erimesi hastalığı olan çocuklara yapılan kök hücre çalışmaları hakkında bilgi verdi…

Duchenn Muskuler Distrofi (kas erimesi) hastası çocuklara kök hücre tedavisi uygulaması projesi nasıl başladı?

Duchenn Muskuler Distrofi (kas erimesi) hastası 10 çocuğa kök hücre tedavisi uygulaması projesi,  Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmış olan bir projedir.Dünya da da üçüncü projedir. Gaziantep Üniversitesi ve Liv Hospital’ın yüzde 80 sponsor olduğu bir projeydi. Antep’te uygulamalar başladı. 2015 yılının Temmuz ayında başladık kök hücre uygulamasına. Dört ay sürdü. Bu 10 çocuğa, dört ayda sekiz kez kök hücre uygulaması yapıldı. Proje 2015 yılının Kasım ayında son buldu.

100 BİN KAS HASTASI VAR

Neden böyle bir proje yapıldı?

Türkiye’de, bana iletilen rakamlara göre 100 bin kas hastası var. Bu proje biteli bir yıl üç ay oldu. Duchenn muskuler Distrofi gibi genetik tabanı olan hastalıkların tedavisinde kök hücrelerin yüzde 100 bir karşılığı olmayacağı noktasında şunu çok iyi biliyoruz: Biz, bu tedavinin yüzde 100 bir tedavi olmadığını bilmekler birlikte, hastalığa bağlı oluşan birtakım patolojiler geriye sarmak ve hastalığın ilerlemesini durdurmak amacıyla yola çıkmıştık. Proje bitti, uygulamalar yapıldı. 2016 yılının Eylül ayında projeyi  Sağlık Bakanlığı’na sunduk. Sağlık Bakanlığı bilimsel verileri tatmin edici buldu ve bizlere teşekkür ettiler, bunun biran önce yayına dönüştürülmesini talep ettiler. Benim de o gün bugündür tüm bu verileri  toplayarak  yayına dönüştürülmesi konusunda çabalarım devam ediyor. Mart ayında uluslar arası bir dergiye göndermeyi düşünüyorum. Bu çalışma, bundan sonraki uygulamaların izin alma noktasında, kas hastaları için yapılacak kök hücre tabanlı uygulamaların SGK tarafından karşılanması noktasında önümüzü açacak.

Biz şunu da biliyoruz ki; bu çocukların bu kök hücre tedavisinin devam etmesi gerekiyor. Ne yazık ki bu hastalık biraz dibi delik bardak gibi yanı biz bardağı doldurmaya çalışıyoruz ama dibi delik olduğu için tekrar dolması gerekiyor. Yani bizim yılda veya altı ayda bir kez bu çocuklara bu uygulamayı yapmamız gerekiyor.

Bundan sonra neler yapacaksınız?

Hem bu çocukların tedavisini, hem de yeni gelecek çocuklara tedavi imkanı sağlamak amacıyla 30 kişilik yeni bir proje hazırlayacağız. Bunun 20 tanesi yeni hastalardan olacak, 10 tanesinde de eski hastaların devamlılığını sağlamaya çalışacağız. Önümüzdeki aylarda bu çalışma için de etik kuruldan izin alıp bakanlığa başvuracağız.

Çınar Cirit (10 yaşında)

TÜRKİYE’NİN DÖRT BİR TARAFINDAN GELEN AİLELER YAŞADIKLARINI ANLATIYOR

‘Fizik tedavi doktorları kök hücrenin faydasının farkında’

CİRİT ailesi Düzce’de yaşıyor. 10 yaşındaki Çınar Cirit’in annesi Huriye Cirit, yaşadıklarını şu sözlerle anlatıyor: “ Çınar doğar doğmaz hastalığı fark ettik. Doğumdan sonra sarılık olmuştu, kan değerlerinden anlaşıldı, teşhis konuldu. Çınar dördüncü sınıfa gidiyor, okula ben getirip götürüyorum.

Kök hücre tedavisi alalı bir yılı geçti. Kök hücre tedavisi devam etsin istiyorum çünkü gözümüzün önünde çocuklarımız günden güne eriyor. Onlara da yazık, bize de yazık. Bizim hayatımızı da etkiliyor. Onlar gözümüzün önünde erirken bizde eriyoruz, çalışamıyoruz. Fizik tedavi doktorları da şuan durumun gayet iyi olduğunu söylüyorlar. Onlarda kök hücre tedavisinin etkili olduğunu düşünüyorlar. Dileğim bütün çocuklarımız iyi olsun. Çınar’ın tek dileği iyleşmek…”

Arda Şentürk(12 yaşında)

‘Üst üste 60 adım atamıyordu şimdi uçurtma uçuruyor’

ARDA Şentürk’ün annesi ve 18 yaşında hemşirelik okuyan ablası taşıyıcı. ‘Bu hastalığı kadınlar taşıyor, erkekler yaşıyor’ diyen baba Serkan Şentürk, yaşadıkları süreci şu sözlerle anlatıyor:”Arda’nın 1.5 yaşında kan değerleri yüksek çıkınca hastalık fark edildi. Arda şuan beşinci sınıfa okuyor. Hastalığının yeni yeni farkında ve sorgulamaya başladı. Eğer kök hücre yapılmasaydı daha kötü olurdu, şuan resmen hastalıkla savaşıyor. Arda, evde üst üste 60 adım atamıyor, bir odadan diğer odaya yürüyemiyordu. Dördüncü kök hücreden sonra 1.5 saat ayakta kaldı, uçurtma uçurdu. Bu tedavinin faydasını görmeye başladık. Devletimizin bize sahip çıkmasını ve tedavilerimize devam edebilmeyi çok istiyoruz.

Efe Balcı(9 yaşında)

‘Ayağında platin olmasına rağmen yürüyebiliyor’

BURSA’DA yaşayan Balcı Ailesi’nde anne psikolog, baba ise fizik tedavi uzmanı. Efe’nin fizik tedavilerini evde sürekli kendisi yaptırıyor. Efe’nin annesi, yaşadıklarını şu sözlerle anlatıyor:”Efe kilolu bir çocuktu. Kilosundan dolayı hantal olduğunu düşündük. Hastalığı fark etmemiz bu yüzden biraz geç oldu. Tedavisi olmayan bir rahatsızlık olduğu için nereden ne yapılabilir diye bir umut arıyorsun. Kök hücre tedavisi de bizim için öyleydi. Gerek fiziksel aktivitelerini yaptırmamız, gerek kök hücre tedavisi almamızın hastalığın seyrini yavaşlattığını düşünüyoruz. Efe, Eylül ayında trafik kazası geçirdi ama şuan tekrar ayağa kalktı. Bu tedavinin ne kadar etkili olduğunu görüyoruz. Ayağında platin olan kas hastası bir çocuğun ayağa kalkması imkansız gibi bir durum. Tedavinin devam etmesi tek dileğimiz.”

Kaynak: Sabah

 

Soğuklar Cildinizi Yıpratmasın

09 Şubat 2017

Soğuk havalardan belki de en çok etkilenen organımız cildimiz. Soğuk havayla yıpranıyor, kuruyor ve çatlıyor. Bu yüzden doğru ve etkili bakım yapmak, cildi temizlemek ve nemlendirmek çok önemli. Liv Hospital Dermatoloji Uzmanı Dr. Ahmet Günay kışın cilt bakımı için yapılması gerekenleri anlattı.

Ciltte problem yoksa evde bakım yapabilirsiniz

Cilt bakımı medikal bakım ve kozmetik bakım olmak üzere iki şekilde yapılır. Cildinde problem olanlar mutlaka bir dermatoloji kliniğinde bakım ve temizlik yaptırmalıdır. Ciltte problem yoksa cilt bakım uzmanlarınca ya da evde yapılacak uygulamalarla hem temizlik hem bakım yapmak mümkün. Evinizde de rahatça bakım yapabilirsiniz. Kuruyan cilde zeytinyağı doğal ve iyi gelen şeylerden bir tanesi ancak cildi akneli ve yağlı olanların bunu yapmaması gerekir. 

Cildinizi havluyla değil peçeteyle kurulayın

Cildi doğru nemlendirmek çok önemli. Nemlendirme işlemi şöyle yapılmalıdır: Cilt temizce yıkandıktan sonra havlu kullanılmamalı. Havlu yerine peçeteyle ıslaklığı alınan nemli cilde nemlendirici sürülmelidir. Bu en doğru yöntemdir. Günlük temizlik cilt bakımı için çok önemli. Cildi derinlemesine temizleyen cilt bakımı ürünleri kullanılabilir. 

Peelingle canlanın, ışıldayın

Akne izleri, hamilelik ya da güneş lekeleri gibi sorunları gidermek için cilde peeling yapılabilir. Ciltteki leke ve yağ izlerini yok etmek için öncelikle cilde organik ya da kimyasal asit sürülerek nötralize edilir. Soyma işlemi meyve asitleri ile yapılabilir. Meyve asitleri kullanılarak yapılan cilt soyma işlemi 20-30 dakika sürer. Roller yardımıyla meyve asitlerinin derinin alt tabakasına nüfuz etmesi sağlanarak cilt soyma işlemi gerçekleştirilir. Böylece deri yüzeyindeki hasarlı tabaka canlandırılır. Başlangıçta haftada bir uygulanan bu yöntemin sıklığı azaltılarak ayda bire düşürülür. Daha derin lekelerde kimyasal peeling uygulanarak derinin soyulması ve renginin açılması sağlanır. Son yılların en popüler uygulaması olan spot peeling yöntemiyle ise tek seansta daha hızlı sonuçlar elde edilir. Bu yöntemler sadece cilt lekeleri ve yara izlerinde değil aynı zamanda cilt yaşlanması yani anti-aging tedavisinde de uygulanır.

EVDE BAKIM YÖNTEMLERİ 

•    Bol su için: Bol su içmenin, cildi içeriden nemlendirdiği bir gerçek. Sağlık açısından bir engel yoksa günde 2 litre su içilmesinde fayda var. Ancak çay ve kahve yerine su içilmeli. Çünkü çay, kahve gibi içecekler idrar yaptırıcı etkiye sahiptir, olan suyun da kaybına neden olurlar.

•    Nemlendirici krem kullanın: Soğuk havalardan cildiniz kuruyabilir, doğru kullanılan bir nemlendirici cildi bu etkilerden korur. 

•    Kış aylarında da güneş koruyucu kullanın: Soğuk cildi kurutur, nemini alır, elastik liflerin kaybına kadar giden zararları vardır. Lekelerden ve yaşlanmadan korunmak için güneş koruyucuları sadece yazın değil kışın da kullanılmalı. Bunları seçerken kimyasal filtrelere ilave olarak fiziksel filtre de olmasına dikkat edilmelidir.

•    Cildinizi sık sık temizleyin: Yağlanma, akne oluşumuna ve mikrop üremesine zemin hazırlar. Bu nedenle yağlı cilt sık yıkanmalıdır. Sabun şart değil fakat kullanılacaksa antiseptik ve doğal olanlar tercih edilmelidir.

•    Sağlıklı beslenin: Sebze, meyve gibi vitaminden zengin yiyecekler tüketilmelidir. Yeterli bulamıyorsak, dışarıdan vitamin takviyesi olabilir. Bu amaçla Biotin, C ve E vitaminleri ve çinkonun önemi büyüktür.

•    Düzenli olarak spor ve egzersiz yapın: Cilt sağlığı için spor ya da egzersiz yapmak büyük önem taşıyor. Ancak kapalı spor salonları yerine açık havada yapılması daha faydalı olacaktır.

 

Prostat Büyümesine Cerrahi Çözüm

08 Şubat 2017

Prostat büyümesinin yol açtığı ve yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen idrar yakınmaları ilaçlarla kontrol edilemez hale gelirse ameliyatla tedavi gündeme gelir.  Günümüzde açık prostat ameliyatları nadiren uygulanırken en sık tercih edilen yöntem kapalı, yanı dış idrar kanalından girilerek yapılan prostat ameliyatlarıdır. Liv Hospital Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Muammer Kendirci prostat büyümesinin ameliyatla tedavisini anlattı.

Prostat büyümesinde ne zaman ameliyata ihtiyaç duyulur?

Prostat büyümesinin yol açtığı ve yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen idrar yakınmaları ilaçlarla kontrol edilemez hale gelirse ameliyatla tedavi gündeme gelir. İlaçlar idrar yakınmalarını ortalama yüzde 40 azaltır, idrar akımında da ortalama yüzde 20-30’luk bir rahatlama sağlar. Bir grup hasta tedaviden hiç yarar görmeyip yakınmaları devam edebilir veya ilk dönemde tedaviden fayda gören hastalar ilerleyen dönemlerde tedaviye yanıtsız hale gelebilir. Bazı hastalarda ilaçların yan etkileri ortaya çıkabilir, bu nedenle ilaç kullanamayabilir. Bazen de prostat büyümesine ait idrar yakınmalarını azaltan ilaçlar, cinsel fonksiyonları olumsuz etkileyebilir. İlaçlarla tedavi süresince prostat büyümeye devam ettiği için, bazı hastalarda bir süre sonra ilaçlar etkisiz hale gelir. Bu durumda cerrahi seçenek söz konusudur.  Kimi tıbbi durumlar da zorunlu olarak cerrahi tedavi yapmaya zorlar. Örneğin idrar yapamaz hale gelme ve bu nedenle idrar sondası takılması, mesanede kalan idrar miktarında artma, sık idrar yolu iltihabı geçirmek, idrarın kanlı gelmesi, idrar torbasında taş oluşumu, böbrek fonksiyonlarının etkilenmesi gibi. 

Kimlere hangi ameliyat uygulanır?

Prostat büyümesi tedavisinde her hasta için standart bir tedaviden çok kişiselleştirilmiş cerrahi tedaviler uygulanır. Hastanın yaşı, ek hastalıkları, kilosu, kullandığı ilaçlar, kan inceltici ilaçlar kullanıp kullanmaması, prostatın büyüklüğü ve büyüme şekli, beraberinde idrar torbasında taş olup olmaması, hastanın cinsel fonksiyonları gibi pek çok parametre değerlendirilerek cerrahi plan yapılır. Yaklaşık 10 farklı ameliyat tipinin birbirine üstünlükleri, avantajları ve dezavantajlarını hastayla birlikte değerlendirildikten sonra, hangi yöntemin uygun olabileceğinin planlamasını yapılır. Seçilen ameliyat şekline göre hastanede kalma süresi, ameliyat sonrasında sondanın alınma zamanı, sosyal yaşama dönme hızları, cinsel fonksiyon gibi durumlarda farklılıklar olabilir. 

En iyi prostat ameliyatı hangisidir?

Cerrahi tekniklerde iyileşme ve tıp teknolojisinde zaman içinde ortaya çıkan ilerlemelere paralel olarak prostat cerrahisindeki yaklaşımlarda da değişiklikler oluyor. Günümüzde açık prostat ameliyatları nadiren uygulanıyor. En sık tercih edilen yöntem kapalı, yanı dış idrar kanalından girilerek yapılan prostat ameliyatlarıdır. Bu yöntemler arasında; prostatın kabuğunu bırakacak şekilde dilim dilim, kıymık kıymık kazınarak çıkarılan TUR tekniği en sık uygulanan yöntemdir. Bu yöntem monopolar, bipolar, plazmakinetik gibi değişik teknolojiler kullanılarak gerçekleştirilir.  Ortalama 1 ila 1.5 saat süren bu yöntemlerde, genellikle 2 ila 3 gün hasta yatışı ve 1 ila 2 günlük sondalı bir dönem söz konusudur. 

Lazerle tedavi nasıl yapılıyor?

Endoskopik lazer yöntemlerinde greenlight, diod, holmium lazer gibi değişik lazer ışıkları hastanın prostatının ve sağlık durumunun özelliklerine göre tercih edilir. Lazerle tedavi yönteminde prostat yerinde buharlaştırılarak büyüme giderilir. Lazerle tedavide sondalı kalma ve hastanede kalış süreleri genellikle daha kısa olduğu için, hastalar sosyal yaşamlarına ya da işlerine daha hızlı dönebilir. Genellikle kanamasız ameliyatlar olduğu için, lazer yöntemleriyle hemen her türlü hasta, kalp sorunlarına ya da kan inceltici ilaç kullanımlarına bakılmaksızın ameliyat edilebilir. Bazen ileri yaş nedeniyle prostat büyümesi olan hastalarda ameliyattan kaçınılabilir. Ancak lazerle tedavide ileri yaştaki hastalar bile ameliyatla sondasız idrar yapar hale gelebilir.

Prostat büyümesi için yapılan ameliyatlar cinsel fonksiyonu bozar mı?

Prostat büyümesi ve bunun yol açtığı idrar yakınmalarının varlığı hem sertleşme, hem de boşalma sorunlarına yol açabilir. Yapılan çalışmalarda prostat büyümesinin varlığı ve bunun yol açtığı idrar şikayetlerinin ciddiyetinin ereksiyonu olumsuz yönde etkilediği gösterilmiştir. Prostat büyümesi olan her 2 erkekten 1’inde sertleşme bozukluğu, her 5 erkekten 3’ünde boşalma bozukluğu görülür. Prostat büyümesi nedeniyle yapılan endoskopik cerrahi tedavilerde, eğer doğru tekniklerle ameliyat gerçekleştirilirse ereksiyonda kötüleşme olması beklenmez, aksine ameliyat öncesinde mevcut olan sertleşme sorununda iyileşme görülür. Büyümenin bizzat kendisi ereksiyonu olumsuz etkileyebildiği için, ameliyatla hastaların prostat büyümesi sorunun düzeltilmesi ereksiyona olumlu yönde katkıda bulunur. Prostat ameliyatları erkeklerin seksten aldıkları zevki, orgazmı, hazzı, duyuyu etkilemez. Çünkü cerrahi sırasında, bu fonksiyonlardan sorumlu olan alanlar zarar görmez. Endoskopik prostat cerrahilerinin cinsel fonksiyona olabilecek olumsuz tek etkileri boşalma üzerinedir. Hastanın prostatının büyüme şekli, büyüklüğü ve uygulanan cerrahi yöntemlere bağlı olarak değişmekle birlikte, ortalama her 3 hastadan 2’sinde ameliyattan sonra meni gelmemesi durumu söz konusu olabilir. Normal boşalma hissi yine olur, ancak meni idrar torbasına boşalır ve idrarla atılır. Bu durum sağlık açısından herhangi bir sorun yaratmaz.

Prostat askı yönteminde boşalma etkilenmez

Son birkaç yıldır uygulanan prostat askı yönteminde, prostat üzerinde herhangi bir kesi ya da buharlaştırma işlemine gerek kalmadan, idrar kanalını daraltan prostat kısımları asılarak daralma ortadan kaldırılabilir, hastalar rahat idrar yapar hale gelebilir. Standart ameliyat yöntemleriyle karşılaştırıldığında, 15-20 dakika gibi çok daha kısa süren bu ameliyatlarda genellikle sondaya ihtiyaç kalmaz, kanama riski yoktur, günübirlik gerçekleştirilebilir. Prostat askı tekniğinde, ameliyata bağlı herhangi bir kalıcı sorun oluşması beklenmez, ileri yaşlardaki hastalarda uygulanabilir. Bu yöntemde hastanın ereksiyonu ve boşalması olumsuz yönde etkilenmez. 

 

Top